Trabzon Büyükşehir Belediye Meclisi'nde yaşanan tartışmalar, ne yazık ki şehrin gerçek gündeminin önüne geçti. Kamuoyuna yansıyan görüntülerde, AK Partili Meclis Başkan Vekili Faruk Kanca'nın CHP'li meclis üyelerine doğru yürüdüğü ve ağır ifadeler kullandığı iddiaları geniş yankı uyandırdı. Tartışmanın ardından yapılan açıklamalar ise tansiyonu düşürmek yerine yeni tartışmaları beraberinde getirdi.
Faruk Kanca'nın savunmasının temelinde, "Bize nasıl davranılırsa biz de öyle davranırız." anlayışı yer alıyor. Ancak siyaset, karşı tarafın yanlışını örnek alarak değil; ona rağmen doğru olanı yaparak değer kazanır. Belediye meclisleri rövanş alma yeri değil, millet adına hizmet üretme makamıdır. "Onlar yaptı, biz de yaptık." anlayışı devlet ciddiyetiyle de demokratik siyaset anlayışıyla da bağdaşmaz.
Daha da önemlisi, kamuoyuna yansıyan ifadeler arasında yer alan "Kes sesini", "Gebertirim seni" "Çıkarken görüşeceğiz", "İt herif" gibi sözler, hangi şart altında söylenmiş olursa olsun, hiçbir medeni toplumda kabul edilemez. Bu ifadeler bırakın bir Büyükşehir Belediye Meclisi Başkan Vekili'ni, hiçbir insana yakışmaz. Kavganın en hararetli anında bile böylesine tehdit ve hakaret içeren sözler, toplumun ortak vicdanında kabul görmez.
Mesele yalnızca siyasi nezaket değildir, mesele kamu görevine yakışan sorumluluk anlayışıdır. Makamlar, öfkenin değil, vakar ve sağduyunun temsil edildiği yerlerdir. Kamu gücünü temsil eden kişilerden beklenen, gerilimi büyütmek değil, hukuku, nezaketi ve kurumsal itibarı korumaktır.
"Saygı karşılıklıdır." sözü elbette doğrudur. Ancak kamu görevi üstlenenlerin sorumluluğu, saygıyı karşı taraftan beklemek değil, şartlar ne olursa olsun saygıyı önce kendilerinin göstermesidir. Gerçek siyasi olgunluk, en gergin anda bile öfkesine hâkim olabilmektir.
Bugün Trabzon'un konuşması gereken, ulaşım, altyapı, ekonomi, istihdam, turizm, çevre ve gençlerin geleceğidir. Ne var ki kamuoyunun gündemi, belediye meclisinde edilen sözler, yaşanan tartışmalar ve özür polemikleri olmuştur. Bu tablo, şehrin gerçek meselelerinin siyasi gerilimlerin gölgesinde kaldığını göstermektedir.
Özür dilemek, siyasette bir zayıflık değil, toplumsal barışı ve kurumsal itibarı önceleyen bir erdemdir. Sürekli "Geri adım atmayacağız." söylemi, çözüm üretmez, yalnızca kutuplaşmayı derinleştirir.
Sonuç olarak herkes kendisini haklı görebilir. Ancak vatandaş, kimin tartışmayı kazandığıyla değil, kimin Trabzon'a hizmet ettiğiyle ilgilenmektedir. Tarih de yüksek sesle bağıranları değil, öfkesini kontrol ederek kurumların saygınlığını koruyanları yazar.
Çünkü güçlü siyaset, hakaret eden, tehdit savuran ya da gerilimi tırmandıran siyaset değildir. Güçlü siyaset, makamın ağırlığını taşıyabilen, hukuk ve demokrasi çizgisinden ayrılmadan millete örnek olabilen siyasettir. Trabzon'un ihtiyacı da tam olarak budur.
Yorumlar 1
Kalan Karakter: