Dünya Kupası devam ediyor...
Bazı ülkeler bir üst gruba çıktı, bazıları da elenerek ülkelerine döndü. Ama en önemli fark, galip gelenler ve elenenler arasında değildi, başarısızlığa verdikleri tepki arasındaydı.
Ülkelerine dönenler başarısızlıklarının bedellerini ödedi.
Suudi Arabistan Futbol Federasyonu Başkanı görevinden ayrıldı.
Tam 13 milli takım teknik direktörü istifa etti, görevden alındı ya da görevini bıraktı.
Çünkü gelişmiş ülkelerde koltuklar başarısızlığı korumak için değil, başarı üretmek için vardır. Beklenen sonuç alınamıyorsa, bunun siyasi, idari ya da sportif bir bedeli olur.
Türkiye'de ise neredeyse tam tersi bir düzen hâkim.
Milli takım ilk iki maçta rakip kaleye isabetli tek şut atamadı. Ardından gruptan çıkmayı garantilemiş ve rotasyona çıkmış ABD karşısında alınan bir galibiyet, sanki bütün başarısızlıkların üzerini örttü.
Oysa gerçekler, tek bir galibiyetle değişmez.
Başarısızlık, alkışla başarıya dönüşmez.
Çünkü bizde sorun skor tabelası değil, hesap verme tabelasının yıllardır sıfırı göstermesidir.
Asıl mesele futbol da değildir.
Bir otelde onlarca insan ihmaller zinciri yüzünden yanarak can verir.
Bir maden ocağında işçiler göz göre göre ölüme gönderilir.
Çocuklar istismar edilir.
Kadınlar şiddete uğrar.
Depremlerde binlerce insan denetimsizlik yüzünden enkaz altında kalır.
Her olayın ardından aynı cümleler kurulur...
Soruşturma başlatıldı...
Peki sonra?
Kaç kişi gerçekten sorumluluğunu üstlenerek makamını bıraktı?
Kaç yönetici, "Bu kurum benim yönetimimdeydi, sorumluluk bana aittir." diyebildi?
İşte asıl problem burada başlıyor.
Bu ülkede koltuklar, hizmet makamı olmaktan çıkıp dokunulmazlık zırhına dönüşmüş durumda.
Başarı sahipleniliyor...
Başarısızlık ise sahipsiz bırakılıyor.
Bugün yine "Federasyon istifa edecek mi?", "Teknik direktör gidecek mi?" tartışmaları yapılıyor.
Oysa herkes cevabı biliyor.
Çünkü bizde istifa, yöneticinin aklına gelen ilk seçenek değil, neredeyse hiç aklına gelmeyen son ihtimaldir.
Oysa gelişmiş ülkelerde istifa bir yenilgi değil, kuruma duyulan saygının göstergesidir.
Bizde ise koltuğu bırakmak zayıflık, koltuğa tutunmak güç zannediliyor.
İşte tam da bu yüzden aynı hataları tekrar tekrar yaşıyoruz.
Aynı ihmalleri görüyoruz.
Aynı acıları yaşıyoruz.
Aynı cümleleri dinliyoruz.
Ve hiçbir şey değişmiyor.
Çünkü isimler değişse de zihniyet değişmiyor.
Şunu artık kabul etmek gerekiyor ki...
İstifanın olmadığı yerde hesap olmaz.
Hesabın olmadığı yerde adalet olmaz.
Adaletin olmadığı yerde güven olmaz.
Güvenin olmadığı yerde ise ne futbolda ne kamuda ne de toplum hayatında kalıcı başarı mümkündür.
İstifa kaçmak değildir.
İstifa, makamın yükünü omuzlayabilenlerin gösterebildiği en onurlu davranıştır.
Bu kültür yerleşmediği sürece, başarısızlıklar kader değil tercih olmaya devam edecek, biz ise her yeni başarısızlığın ardından tüm bunlardan kim sorumlu, diye soruyoruz.
Cevap ise yıllardır değişmiyor.
Herkes konuşuyor, ama kimse sorumluluk almıyor.
İSTİFA KÜLTÜRÜ OLMAYAN ÜLKEDE BAŞARI BEKLEMEK HAYALDİR
Yayınlanma :
09.07.2026 10:30
Yorum Yazma Kuralları
Lütfen yorum yaparken veya bir yorumu yanıtlarken aşağıda yer alan yorum yazma kurallarına dikkat ediniz.
Türkiye Cumhuriyeti yasalarına aykırı, suç veya suçluyu övme amaçlı yorumlar yapmayınız.
Küfür, argo, hakaret içerikli, nefret uyandıracak veya nefreti körükleyecek yorumlar yapmayınız.
Irkçı, cinsiyetçi, kişilik haklarını zedeleyen, taciz amaçlı veya saldırgan ifadeler kullanmayınız.
Türkçe imla kurallarına ve noktalama işaretlerine uygun cümleler kurmaya özen gösteriniz.
Yorumunuzu tamamı büyük harflerden oluşacak şekilde yazmayınız.
Gizli veya açık biçimde reklam, tanıtım amaçlı yorumlar yapmayınız.
Kendinizin veya bir başkasının kişisel bilgilerini paylaşmayınız.
Yorumlarınızın hukuki sorumluluğunu üstlendiğinizi, talep edilmesi halinde bilgilerinizin yetkili makamlarla paylaşılacağını unutmayınız.
Yorumlar
Kalan Karakter: