Trabzonspor, son 2 sezondur taraftarlarına büyük kabus yaşattı.
Geçen sezon lige erkenden havlu atan Bordo-Mavililer, kupa finalinde de Beşiktaş’a kaybetmişti.
Takımın bu rezil halde olmasının yönetimle birlikte baş aktörlerinden olan Abdullah Avcı ile bu sezon Avrupa kupalarına erkenden veda eden Bordo-Mavililer, lige de daha ligin başlarında havlu atmıştı.
Yönetim, Avcı’nın ardından kurtarıcı olarak kulübün efsane ismi Şenol Güneş’e sarıldı ama Güneş’te bu ruhsuzlar ve yeteneksizler ordusunu ayağa kaldıramadı.
Bir sezonda 3’üncü kez teknik adam değişikliğine giden yönetim bir başka efsane isim Fatih Tekke’ye takımı emanet etti.
Ancak Tekke’nin elinde sihirli değnek yoktu. Elindeki malzeme belli.
Milli eldiven Uğurcan Çakır’ın olağanüstü performansı, 36’lık emektar Nwakaeme’nin bazı maçlarda klasını konuşturması, Batagov’un savunmadaki istikrarlı performansı, devre arasında Zubkov’un da son maçlardaki etkili performansı Trabzonspor’u düşe kalka bugünlere, kupa finaline taşıdı.
Takım düşe kalka yoluna devam ederken Fatih hoca ne yaptı dersiniz!
Bir türlü oyun istikrarını yakalayamadı, her hafta farklı arayışlar içerisine girdi.
Lig maçında rotasyona gittiği için eleştiri oklarını üzerine çeken Fatih hoca, finalde ‘sözde’ as kadrosu ile çıktı.
Ama ne as kadro…
‘Perşembe’nin gelişi çarşambadan belli olur’ hesabı Nwakaeme’li, Zubkov’lu, Banza’lı, Savic’li Trabzonspor, finalde Galatasaray’a karşı hiçbir varlık ortaya koyamadı.
Bir iki cılız atak dışında organize atak göremedik.
İlk yarıda yeteneksiz Ozan’ın kafası ve ardından kaleci Günay’a nişanladığı şut dışında gol pozisyonu göremedik!
Maç boyunca Galatasaray ön alan baskısını çok iyi yaparak Trabzonspor’a göz açtırmadı, top yatırmadı.
Takım savunmasını çok iyi yapan Sarı-Kırmızılılar Yunus, Barış ve Osimhen gibi hızlı oyuncuları ile adeta ‘ağır bir vasıtayı’ andıran Trabzonspor’un fişini çekti.
Trabzonspor’un hantal oyuncuları, Galatasaray’ın hızlı çevik, teknik futbolcuları karşısında bir direnç ortaya koyamadılar.
Kısacası hak eden taraf kazandı, yetenekli olanlar kazandı, yeteneksizler kaybetti.
Hele o dünya yıldızı Osimhen, saygı duymamak elde değil.
Sanki 40 yıllık Galatasaraylı gibi… O nasıl bir kazanma hırsıdır, o nasıl bir mücadeledir, helal olsun diyoruz başka da bir şey demiyoruz.
Evet, artık takke düştü kel göründü…
Fatih hocayı eleştirelim de, bu rezil kadronun sorumlusu, suçlusu Fatih hoca mıdır?
Dünya 3’üncüsü efsane teknik adam Şenol hocanın yapamadığını bu vasat oyuncularla Fatih hocanın yapmasını beklemek hayalcilik olurdu.
Her şeye rağmen Fatih hoca, birkaç maçta oynattığı pozitif futbolla, alkış almıştı.
Bana sorarsanız, Fatih hocadan çok burada eleştirilmesi gereken şapkayı önüne koyması gerekenler belli!
Bir sezonda 2 teknik adam değiştiren, takımı vasat oyuncularla transfer çöplüğüne çeviren, Trabzonspor’un kimliğine, ruhuna yakışmayan oyuncuları takıma kazandıran Başkan Ertuğrul Doğan ve yönetimi şapkasını önüne koymalı.
Allah Fatih hocanın yardımcısı olsun diyoruz, işi çok ama çok zor.
Eğer Fatih hoca yeni sezonda takımın başında olacaksa takımın yarısından çoğunu göndermeli.
Yerine başarıya aç, sahada bir karakter ortaya koyabilen, savaşçı, yetenekli oyuncuları bulup getirmeli.
Fatih hocadan ligde kalan haftalarda beklenti şu…
Hocam artık şu çaylak oyunculardan bir kurtuluver, oynatma artık!
U19’da tarih yazan Salih’i, Onuralp’i Bican’ı, Arda’yı ve diğerlerini oynat…
Geleceğin kadrosunu inşa et. Zaten lige de havlu atmışsın, 5’incilik mucizelere kalmış ne kaybedersin ki?
Ama Türk futboluna kazandıracağın 2-3 genç oyuncu ile çok şey kazanacaksın.
Trabzon’a kupayı kazandıramadın bari genç oyuncuları Trabzonspor’a ve Türk futboluna kazandır.