Sezona ışık veren bir başlangıç yaptı Trabzonspor. Belki sahada izlediğimiz oyun, taraftarı tam anlamıyla tatmin etmedi; belki zaman zaman topa hükmeden değil, topun peşinden koşan bir takım izledik. Ancak şunu da kabul etmek gerekir ki, oynanan futbola kıyasla alınan puanlar oldukça değerli. Nitekim bazı maçlarda sahada üstün bir oyun oynamadan galip gelmek ya da puan çıkarmak, futbolun matematiğinde bazen en kıymetli beceridir. Trabzonspor da bu sezon, bu yönüyle dikkat çekiyor. Zaman zaman zorlansalar da, skor tabelasında istedikleri sonucu almayı başarıyorlar. Bu da takımın potansiyelini ve karakterini gözler önüne seriyor. Son oynanan maçta ise farklı bir tablo vardı. Özellikle sahadaki istek, tempo ve oyuna hükmetme çabası göze çarptı. Trabzonspor, belki de sezon başından bu yana en derli toplu oyununu ortaya koydu. Bu performans, yalnızca skorla değil, sahadaki duruşla da takdir topladı. Takım, oyunsal anlamda bir adım daha atmış gibi görünüyor. Elbette daha gidilecek çok yol var. Oyunun gelişmesi, belirli bir standarda oturması ve özellikle büyük maçlarda bu seviyeyi koruyabilmek, sezonun ilerleyen bölümlerinde belirleyici olacak. Şu an alınan sonuçlar umut verici; ama bu sonuçların sürdürülebilir olması, oyunun gelişimiyle doğrudan bağlantılı. Trabzonspor'un şu anki hali, henüz nihai bir tablo değil. Ancak o tablonun çerçevesi çizilmiş gibi. İçini nasıl dolduracağı ise hem teknik heyetin dokunuşlarına hem de oyuncuların gelişimine bağlı.
Trabzonspor için sezonun ilk bölümü, hem mevcut kadronun sınırlarını görmek hem de eksikleri net biçimde tespit edebilmek adına önemli bir test oldu. Alınan sonuçlar genel olarak yüz güldürse de, oyunun gelişimi ve istikrarı için bazı taşların yerine oturması gerektiği çok açık. Bu noktada, ara transfer dönemi belki de sezonun kaderini belirleyecek dönemeçlerden biri hâline geliyor. Mevcut kadroda bazı bölgelerde ciddi bir ihtiyaç göze çarpıyor. Özellikle orta saha, savunma ve hücum hattında, takımı bir üst seviyeye taşıyacak kaliteli oyunculara ihtiyaç duyuluyor. Teknik direktörün oyun anlayışı, belirli bir disipline ve düzene dayanıyor; ancak bu anlayışın sahada tam anlamıyla karşılık bulabilmesi için her bölgenin doğru parçalarla desteklenmesi şart.Orta sahada hem oyunu yönlendirecek hem de dinamizmiyle takımı ileriye taşıyacak bir oyuncuya ihtiyaç var. Savunmada ise lider özellikli, tecrübeli bir stoperin eksikliği hissediliyor. Hücum hattında, özellikle de santrfor (korvet) pozisyonunda, hem skorer hem de takım oyununa katkı sağlayacak bir ismin kadroya katılması elzem görünüyor. Kısacası, Trabzonspor’un yalnızca bir veya iki mevkiye değil; hemen her bölgeye nokta atışı, kaliteli transferler yapması gerekiyor. Bu takviyeler, sırf sayı tamamlamak için değil, doğrudan ilk 11'e katkı verecek nitelikte olmalı. Mevcut tabloya bakıldığında, en az üç transferin hayati önemde olduğunu düşünüyorum.
Son dönemde Trabzonspor maçlarındaki tribün boşlukları, camia içinde tartışma konusu olmaya başladı. Hemen her maçtan sonra "Neden tribünler dolmuyor?" sorusu gündeme geliyor. İlk akla gelen gerekçelerden biri de bilet fiyatları oluyor. Ancak bana göre bu yorum, meselenin özünü tam olarak yansıtmıyor. Trabzonspor seyircisinin bugüne kadar kulübünü yalnız bıraktığı çok nadir görülmüştür. Ekonomik şartlar ağırlaşsa da, Trabzon’da insanlar hayatlarından, evlerinden, cebindeki son kuruştan feragat eder; ama söz konusu Trabzonspor olunca "gönül" ağır basar. Bu şehirde futbol bir oyundan ibaret değildir. Aidiyetin, kimliğin ve ortak sevdanın adıdır Trabzonspor. Bu nedenle, son dönemdeki tribün boşluklarını sadece "bilet pahalı" diyerek açıklamak yetersiz olur. Asıl sorun, sahada izlenen oyunla ilgilidir. Taraftar, sahada ne görmek istediğini bilir. Mücadele eden, ruhunu ortaya koyan, hedefe oynayan bir takım olduğunda bu tribünler taşar. Ancak oynanan futbol seyir zevki vermiyorsa, bağlılık devam etse bile ilgi azalabiliyor. Sonuçlara bakıldığında Trabzonspor aslında kötü bir grafik çizmiyor. Ancak taraftar için sadece galibiyet yetmez. Oyun da umut vermeli. Çünkü bu şehir, sonuç kadar oyunun ruhuna da önem verir. Tribünlerin dolması için futbolun da dolu dolu olması gerekir.