Şampiyonluk yarışına ve Avrupa’ya çok erken veda eden Trabzonspor’un elinde kalan tek hedef olan Ziraat Türkiye Kupası’nda yoluna devam edebilmesi için Ankaragücü engelini mutlaka geçmesi gerekiyordu. Ligde en son kendi sahasında Kayserispor’a 4-3 mağlup olan Bordo-Mavili takımda, Teknik Direktör Orhan Ak, Ankaragücü maçında 3 önemli değişiklik yapmayı uygun gördü. Savunmada tel tel dökülen Marc Bartra’nın yerine uzun bir aradan sonra Hüseyin Türkmen’in görevlendirilmesi ilginçti. Sol bek olarak Eren Elmalı’nın yerinde sağ ayaklı Larsen vardı. Yusuf Yazıcı’nın kenara alınmasına kesin gözüyle bakılıyordu ama Bakasetas’ın oynaması muhtemeldi. Ancak Ak, orta alanda Siopis’in yanında fizik gücü ve mücadele gücü üst seviyedeki Doğucan Haspolat’ı oynattı. Bu da Ak’ın özellikle savunma anlayışını sağlam tutup, hücumu ikinci plana aldığının göstergesiydi. Bu kadro yapılanmasının nasıl bir sonuç vereceği ise merak konusuydu.
Bir kupa maçı olmasından ötürü sanırım iki takım da oyuna temkinli başladı. Gol atmadan önce yememeyi daha ön planda tuttular. Ancak oyunun özellikle 20’nci dakikasından sonra Trabzonspor iki kez çok iyi pas yaptı, bunlardan birinde de Lazar Markoviç’in enfes pasıyla savunmanın arkasına sarkan Abdulkadir Ömür’ün nefis plasesi golü getirdi. Ancak Trabzonspor iki kez başardığı çok pas yapma özelliğini kaybetti. Golden sonra sanki birbiriyle hiç bağlantısı olmayan, ilk kez bir arada oynayan futbolcular grubu sahada vardı. Abdulkadir attığı golün dışında sahada yoktu. Siopis ve Doğucan, savunmayı iyi yapıyorlar ama hücuma katkı anlamında kötünün de ötesindeydiler. Geri pastan başka bir alternatifleri yokmuş gibi oynuyorlar. Oysa Trabzonspor gibi büyük bir takımda oynayan futbolcular önce hücuma düşünmeli, hızlı, çabuk ataklar geliştirmenin yollarını aramalı… Ne yazık ki birçok oyuncu, özgüvenini kaybetmiş, yan ve geri paslarla birlikte hem takımın hücuma hızlı çıkmasını engelliyor, hem rakip savunmanın yerleşmesine yardım ediyorlar, hem de oyunu güzelleştirmekten uzaklaşıyorlar.
BU KADAR GERİ, YAN VE TAÇ ÇİZGİSİNE PAS YAPILMAZ
Bir de Ankaragücü maçında başta Larsen ve Bruno Peres olmak üzere zaman zaman Abdulkadir ve Edin Visca gibi oyuncular ayaklarına aldıkları topla içeri kat edip, topu hızla ceza alanı içine doğru yöneltmeleri gerekirken, taç çizgisine dönmeye çalışmaları, burada oyunu sıkıştırmalarına bir anlam vermek mümkün değil. Futbol bilgileri, pozisyon anlayışları bu kadar mı geri olur? Gol atmak istiyorsan, ceza alanına yaklaşmak gerekmiyor mu? Taç çizgisine yönelmek de neyin nesi? Takımın iki beki çok etkisizdi. Özellikle Bruno Peres savunmada çok hata yaptı, pozisyon alma konusunda sıkıntılıydı ve hücuma da hiç destek veremedi. Sanki kafası bu takımı bitirmiş gibiydi.
Bunun yanında Edin Visca da savunmaya yardım etmeye çalıştı ama hücumda neredeyse hiç yoktu. Maxi Gomez, santrafor mu, kanat oyuncusu mu belli değil? Kayserispor maçının yıldızıydı ama bu maçın ilk yarısında kötüden de kötüydü… Hücumda iş yapmaya çalışan tek isim Lazar Markoviç… İyi ki kiralanmış, yoksa takım pozisyon bulamayacak. Uzun bir aradan sonra stoperde şans bulan Hüseyin Türkmen, tüm stoperlerin en iyisi olduğunu gösterdi. Denswil ile de uyumluydular. Kayseri maçının hayal kırıklığı Uğurcan ise ilk yarının sonlarında yaptığı iki net kurtarışla takımı ayakta tutan isim oldu ve kaptanlığına yakışır bir ilk yarı çıkardı.
REZALET BİR İKİNCİ YARI
İkinci yarıya önde başlayan Trabzonspor, adeta bir amatör takım hüviyetine bürünmüştü. Daha bu yarının başında skoru koruma telaşı içinde hareket eden sahadaki futbolcular, kupada yola devam etme isteğinde olmadığını her halleriyle gösterdiler. İki pası üst üste yapamayan, kanatları kullanamayan, ortadan rakip savunmayı delme girişiminde bulunamayan, şut atamayan, duvar pası denemesinden bihaber, derin top uygulamasından uzak bir Trabzonspor’un karşısında sanki Manchester City vardı. Ankaragücü akınları sürekli tehlike yaratırken, Uğurcan ve Hüseyin Türkmen’in de dirençleri bir yere kadardı. Rakip takımda belki de Trabzonspor’un en ucuz futbolcusu kadar bile para kazanamayan Ali Sowe’yi durdurmayı, Galatasaray’dan dışlanmış Emre Kılınç ve Taylan Antalyalı karşısında aciz bir Trabzonspor izledik ikinci 45 dakikada… Belki de sudan ucuz Harasuek Trabzonspor’un milyon Euro’luk beklerine ders veriyordu.
Süper Ligin en pahalı kadrosuna sahip Trabzonspor, planlamanın ne demek olduğunu sanırım çok ağır bir dersle birlikte öğrenmiştir. Takımda yapılan değişikliklerin hiçbirinin en küçük bir artısı olmadı. Giren, çıkanı arattı. Düşünün ikinci 45 dakikada bir tek tehlikeli atak bile yoktu. Koca 90 dakikada tek kaliteli atak da golle sonuçlanmıştı. Takımın fizik gücü, amatör takım düzeyinde bile değildi. Ne olursa olsun Trabzonspor oyuncusunun bu kadar kötü, bu kadar teslimiyetçi oynama hakkı olmasa gerek. Bu futbolcuların kafasında başka sorunlar mı var, yoksa Ahmet Ağaoğlu ve Abdullah Avcı’ya bağlılıklarını mı bildiriyorlar anlamadım gitti? Ancak bu maç da gösterdi ki, Trabzonspor’un sahada yürümeyi bile beceremeyen ama banka hesaplarını kontrol etmek için 100 metre koşucularına taş çıkaran bu futbolcu grubunun büyük çoğunluğundan kurtulması gerekiyor. Bir sezon önce şampiyon olmuş takımın düştüğü bu aciz durumdan biz utandık, bilmem milyon Euroları ceplerine tıkıştıranların yüzlerinde azıcık bir kızarıklık oluşur mu? Ama bir gerçek var ki, bir takım parayla ancak bu kadar rezil olabilirdi.
Buna sebep olanları tarih affetmeyecek….
Yorumlar
Kalan Karakter: