Trabzonspor’da Ertuğrul Doğan çeşitli görevler üstlenerek 5 yıldır yönetimde yer alıyor.
Son olarak asbaşkanlık yaparken en az Başkan Ahmet Ağaoğlu kadar yetkiliydi. Ne yazık ki transfer çılgını Abdullah Avcı ile iyi ilişkiler kurarken, bu ismin Bordo-Mavili kulübü ekonomik ve sonuçsal uçuruma taşıyan cehennem taşlarını örenler arasında baş rol oynadı. Bordo-Mavili kulüp Olağanüstü Genel Kurula giderken iktidar siyasetinin perde arkasındaki etkili isimlerini de arkasına alan Doğan, kendi belirlediği, camiayı kucaklayamayan ama iyi arkadaş grubu oluşturan bir ekiple birlikte yola çıkarak başkan adayı oldu. Sonuçta dikensiz bir gül bahçesi kendisine sunuldu. Çünkü başka bir liste yoktu. Seçimi de kazanması çok basit bir formaliteden ibaretti.
Oysa tek listede olsa geçmişte yaptıkları bariz ve korkunç hataları da dikkate alarak arkadaş grubundan bir yönetim oluşturma yerine, Trabzonspor’un temel felsefesini bilen, buna göre kararlar alabilme, arkasında durabilme ve toplumsal muhalefet ne derse desin doğru bildiğinden şaşmayacak, kulübün parasını kendi parasından da çok koruyacak bir ekip için kolları sıvayabilirdi. Yani burada bir kurtuluş savaşı verilecekse, toplumun her kesimini kucaklayan, aynı zamanda bir Trabzonspor duruşu olanlarla yönetim belirleyebilirdi. Bunu yapmadı ve büyük fırsat kaçtı.
YAŞANANLARDAN BÖYLE Mİ DERS ÇIKARDINIZ?
Ancak Ertuğrul Doğan seçilmeden önce de sonra da en yakınındaki isimler, “Yaşananlardan hem o, hem de bizler büyük ders çıkardık. Artık macera aramak yok. Trabzonspor ekonomik açıdan küçülme yoluna gidecek ama hedefi de kovalayacak” şeklinde güvence vermeyi ihmal etmediler. Ne yazık ki Doğan, henüz iş başı yapmadan Abdullah Avcı ile yolları ayırırken, kendisine sezon sonuna kadar alacağını ödeyerek Trabzonspor’u daha ilk dakikada 8,5 milyon lira zarara uğrattı. Zaten Avcı ile yıllık 25 milyon liradan 3 yıllık sözleşmeyi yapan da kendisiydi. Bir teknik adam 8,5 milyon lira kazanırken, onun ücretine yüzde 300 zam yapmanın ve 3 yıllık kontrata gerek duymanın mantığını hala çözebilmiş değilim.
Neyse Abdullah Avcı gidince yardımcısı Orhan Ak, iş başında tutuldu. Onun geçici süreyle takımı çalıştıracağı açıklandı. Adana Demirspor’un 10 kişi kaldığı maçı Trabzonspor 4-1 kazandığında da Ak’ın bu görevi rahatlıkla yapabileceği gibi bir yanılgıya düşüldü. Oysa yardımcısı olduğu hocasının bile başaramadığı bir işin altından nasıl kalkacağına dair mantıklı sorular sorulup, kendisiyle daha Avcı gittiği gibi yollar ayrılmalıydı. Geçici süreyle İhsan Derelioğlu takımı çalıştırırken, bu arada kulübün yeni formasyonuna uygun, öz kaynak modelini benimseyen, üretici, bilime önem veren ve bu konuda kendisini yetiştiren, dişiyle tırnağıyla kazarak yükselen, kurtlar sofrasında emeği ve alın teriyle başarıya ulaşan, devamlılığı ve bir fikir bütünlüğü taşıyan teknik adam seçilmeliydi. Bu fikir bütünlüğünü de sahada takıma, saha dışında da camiaya yansıtan bir teknik adam seçilmeliydi.
ORHAN AK TERCİHİNİZ BİLE YETERSİZLİĞİNİZİN BELGESİDİR
Ne yazık ki Orhan Ak balonu çok erken patladı. Bu isim istifa edince yönetimin şu andaki çabasını çok panik havasında görüyorum. Daha önce, “Kesinlikle yabancı teknik direktör olmayacak” diyenler şimdi, “Şartlara göre yabancı da gelebilir” demeye başladı. Hatta şöhretli teknik direktör peşinde koşmaları da saçma sapan bir kompleksten kaynaklı olarak kabul ediliyorum. Trabzonspor’un şu aşamada ünlü bir teknik adama değil, dinamik, üretken, futbola aşık, yükselme mücadelesi veren, yoktan var etmeyi beceren, hırslı ama hırsı aklının önüne geçmeyen bir teknik adamla yol alması gerekirdi.
Anladığım kadarıyla şöhretli teknik direktör peşinde koşan yönetim, bir zamanlar Mehmet Ali Yılmaz’ın yaptığı gibi kendi yönetimlerinin ömrünü uzatma derdiyle hareket ediyor demektir. Bu panik havasında kulübü değil, kendilerini kurtarma peşine düşmüşler gibi bir algıya sebep olduklarını ifade etmek isterim. Sergen Yalçın, Fatih Terim, Samet Aybaba gibi isimlerle Trabzonspor’un varacağı yer bellidir. Uçurum! Kısa vadede toplumu uyutma taktiği olarak tutabilir ama orta ve uzun vadede, son 5 yılda yapılan hataların çok daha fazlasını da çağırır.
YABANCI DÜŞÜNMEK SKANDALIN DANİSKASIDIR
Hele yabancı teknik direktör konusu tam bir skandalın daniskasıdır. Trabzonspor’u bu güne kadar çok sayıda yabancı çalıştırdı. Her biri alacağı yüksek maaşları, günlük başarıları düşündü. Sonunda da hiçbir yarar sağlamadan gittiler. Hem de anlı şanlı yönetimlerle birlikte… En iyisi Urbain Braems’ti onun da yaptığı takımı üçüncülüğe taşımak ve bir de kupaydı. Unutmayın ki bugün hiç aklınıza gelmeyen Hüseyin Çimşir ile de kupa kazandınız ve ligi ikinci bitirdiniz. Aslında kulübe büyük oyun oynanmasaydı şampiyon Başakşehir değil, Trabzonspor olurdu. Hüseyin Çimşir kadar bile başarılı olamayacak, altyapıya göz ucuyla bile bakmayacak yabancılardan kurtarıcılık beklemek, bu kulübün tarihini hiç bilmemek ve bu tarihi okuyamamaktır
Haksız mıyım?
Yönetim yeteneği panikle hareket etmez. Yönetim, duygularıyla değil, aklıyla yönetir. Duygularının esiri olanların bugüne kadar verdikleri zararları hep birlikte yaşayarak gördük. Daha ilk günden teknik anlamda çuvallayan yönetimin, bundan sonraki süreçte kararlarını akıl süzgecinden geçirmelerini ve Trabzonspor’u yeni borç yığınının içine sokacak eylemlerden uzak durmalarını tavsiye ediyoruz. Bu kulübün, kısa süreli başarılar elde eden, altyapıya en küçük bir değer vermeyen, genç değil, yıldız oyuncu tercihleriyle çalıştıkları kulüpleri iflasın eşiğine getiren isimlerle kaybedecek bir dakikası bile yoktur.
Evet Sayın Ertuğrul Doğan ve ekibi…
Kararı siz vereceksiniz ama lütfen faturasını Trabzonspor’a ödetmeyin.
Ödettiğiniz faturalar Mars’a ulaştı çünkü…
Bilmem anlatabildim mi?
Yorumlar
Kalan Karakter: