AFAT’ın kuvvetli fırtına ikazı ve iftar çadırı yasağına nazire yaparcasına, gelecek güzel günleri muştulayan pırıl pırıl bir bahar günü, Cumhuriyet alanı bir kez daha, on binlerin oluşturduğu gelincik bahçesine dönüştü…
Trabzon’daki Kılıçdaroğlu-Millet buluşması bir kez daha gösterdi ki; bir araya gelmenin o muhteşem coşkusuyla kucaklaşan yurttaşlarımız, “birleşe birleşe kazanılacağının” bilinciyle, daha bir kenetlenip seçim sabahı sandığına ve geleceğine sahip çıkacaktır.
Kendi vaatleri ve gündemine odaklanıp, vatandaşa sokakta, meydanda, sosyal medya dahil her mecrada dokundukça… Ekonomik krizin yaralarını nasıl iyileştireceğini net bir biçimde anlattıkça, Türkiye’yi gelecekteki tüm “depremlerden” nasıl kurtaracağına ikna edip, oyların korunacağı güvenini verdikçe, seçmenin iradesi önünde hiçbir güç duramaz.
Şunun şurasında seçimlere tam 38 gün kaldı. Sandık göründü, muhalefet asıl gücünün “birliği” olduğunu kavradıkça, içerden ya da dışardan bu birliğe yapılan saldırılara karşı daha kolay göğüsleyip, tarihe not düşecek bir demokrasi dersi verecek.
İktidar, farklı şapkalardan çeşit çeşit tavşanlar çıkarsa da! Yaptığı büyük iletişim hataları nedeniyle kendi tabanında bile soru işaretleri yaratmayı sürdürüyor. Her zaman, bir biçimiyle kazanan lider algısı ciddi düzeyde zedelenip karizma onarılmaz derecede çizildi bir kez!
Seçimlere ilişkin her türden kumpas ve manevra, artık gerçeği değiştirmekten hayli uzak gözüküyor. Kim ne plan yaparsa yapsın, hangi vaatte bulunursa bulunsun. Gelinen noktada iktidar bloğunun çözülmesini durdurmak çok da olanaklı görülmüyor. Kolonlar çatlayıp, zemin hızla kaymakta!
Bu manzarayı değiştirecek kritik bir hamle de iktidar cephesinde görünmüyor. İktidarın yücelerinde keyif çatanların güvendiği dağlara artık karlar yağıyor!
Kardeşim denilenlerin ilk gözden çıkarılanlar arasına girdiği! Sürgünden haber yasağına uzanan bir dizi sansürlenmenin ardından, kimin ne zaman konuşacağı, yeni bir bombanın piminin ne zaman ve kim tarafından çekileceğinin, geri sayımı çoktan başlamıştır bile!
İlkelerine değil ama, kazanç ve statülerine temelden bağlı deneyimli kaşarların, enkazın altında kalma telaşıyla, alel acele yangın yerini terk etme çabaları. Yılların birikimi, elde edilen ranttan vazgeçmemekle birleşince, bu kez feto borsasına benzer arayışların arşı alaya yükselmesi hiç de sürpriz olmayacaktır!
Tüm değerlerin gösteriye dönüştüğü, gündelik yaşamda, gönüllerince esip dilediklerince savuran bu gereksizler. Bugün acımasız ve hoyratça saldırıp yok etmeye çalıştıkları değerlerin gerçek sahipleriyle, yüzleşmek durumundadırlar!
Yoksul halk yığınlarını, geçmişin diktatörlerine rahmet okutacak denli baskılayıp, sömürenlerle. birlikte iş tutanların! Şimdilerde sureti haktan görünme çabalarını boşa çıkarma günleri geldi de geçiyor dostlarım.
Hatta geçiş dönemi çoktan başladı bile! Bir dönem elbette kapanıyor. Fakat, o “yeni” dönemin de bir “Araf’ı” olacağı kesin!
TC. Cumhurbaşkanı; yardımcıları, danışmanları ve güçlendirilmiş parlamenter sistemin milletvekili olacaklar merak ediliyor…
Ve, “her mevsimin insanları” bekleme salonunda sıra beklemekte!
Elbette ki, devlette ve hatta bürokraside liyakat yoksunu niteliksiz kadroların yerine yeni döneme yön verecek vasıflı insanlara gereksinim olacaktır.
Bari diyorum “yeni mevsimin” insanlarını özenle seçebilelim! Yoksa, kaldık kalıyoruz dipte, sokakta, kalın kudret duvarlarının ardında!
Sevgiyle, dostlukla.
Yorumlar
Kalan Karakter: