Küresel hırsları, özellikle arsa spekülatörü Başkan Trump’la daha bir şaha kalkan ABD’nin zaten uzun erimli stratejisi, ekonomi, jeopolitik, askeri ve tekno-politik cephelerde kendisine meydan okuyan Çin’i durdurmak, pasifikte kuşatmak ve etkisizleştirmek olarak belirlenmişti.
Bu bağlamda İsrail kartını devreye sokarak, Rusya ve İran’ı güçten düşürmek, böylece Çin’i yalnızlaştırmak ise, bu stratejinin Avrasya ve Ortadoğu’daki taktik önceliklerinden başka bir şey değildir.
ABD’nin kışkırtmasıyla başlayan Ukrayna savaşını, Gazze soykırımını; ABD-İsrail’in savaşı Lübnan, Suriye ve şimdide İran’a taşımasını bu çerçevede değerlendirmek gerekir.
Ancak, ABD ve bağlaşıklarının Ukrayna savaşından umdukları sonucu alamadıkları, Rusya’yı çökertemedikleri, bu savaşla birlikte Çin-Rusya bağlaşıklığını daha da güçlendirdikleri açıktır. Özellikle aralarında çözülme yaşayan ABD ve bağlaşıkları nükleer dehşet dengesini lehlerine değiştirecek güçte olmadıkları gibi, Rusya’nın kararlı tutumu karşısında taktik ve stratejik bir nükleer savaştan şimdilik vazgeçmiş, ama konvansiyonel savaşlar tırmandırma noktasında mutabık görünüyorlar.
Şimdi, Ukrayna’da yapamadıklarını Ortadoğu’da yapmaya, İran’ı, rejimi içten çökerterek (bunu başaramadılar) ya da, bölgede çokça bulunan “savaş köpekleri” sayesinde askeri /ekonomik açılardan felç ederek güçten düşürüp, devreden çıkarmaya çalışıyorlar. Sanırım tam da bu noktada akılları karıştıran iki iddia ile ilgili iki saptama gerekiyor.
Birincisi; Hamas’ın sivilleri de hedefleyen, ”İkiz Kuleler” benzeri ”Aksa Tufanı” saldırısının, İsrail tarafından Filistin soykırımının bahanesi olarak kullanıldığı doğru olmakla birlikte, bu saldırı olmasaydı da, stratejik plan belki başla araçlar vasıtasıyla yürütülecek ve bugünkü çatışma ortamı gerçekleşecekti. Abraham anlaşmaları, Çin’in Kuşak Yol’una karşı yeni enerji koridoru oluşturma, ABD-İsrail gerici Arap devlet ve emirlikleri ittifakıyla Filistin’de Hamas’ı , Lübnan’da Hizbullahı, İran’ın denetimindeki “direniş eksenini” dağıtma planları yürürlükteydi!..
İkincisi; Gazze soykırımının ve bugünkü kanlı tırmanışın katil Netanyahu ve Siyonist İsrail devletinin ABD’deki lobi gücünü, yaklaşan Senato seçimlerini kullanarak ABD’yi istemediği bir savaşa sürüklediği tezlerini çöp sepetine atmak gerekiyor. Zira ABD bile isteye kendi stratejik planı olan BOP projesini, İsrail’i de kullanmak suretiyle çoktan yürürlüğe sokmuştu bile!..
Sonuç olarak, Çin’in kendisi için “erken” olacak bir askeri çatışmadan bilinçlice uzak durmaya çalıştığı, Rusya’nın da hem Çin’in bu tutumuyla uyum arayışı, hem de Ukrayna savaşı nedeniyle savaşa doğrudan müdahil olmadığı/olamadığı koşullarda ABD-İsrail tarafı Ortadoğu’da görece bir üstünlük sağlamış gibi görünüyordu. Ancak bu yazının yazıldığı an itibariyle İran’ı çökertme planı geri tepmiş, ABD-İsrail birlikteliği bölgede-dünyada ve NATO bağlamında büyük bir prestij kaybına uğrayıp, İran karşısında itibarsızlaştırılmıştır.
Öte yandan, Çin ve Rusya’nın siyasal, ekonomik ve askeri yatırım yaptıkları, aynı cephede yer aldıkları, ayrıca Çin’in ana ham petrol kaynağı olan İran’ın düşürülmesine kayıtsız kalacaklarını beklemek ta başından en büyük yanılgıydı. Kaldı ki, lojistik her türden destek alan İran’ın elindeki hipersonik füzeler dünyada yalnızca Çin ve Rusya’da üretiliyor. Gelişkin modelleri henüz ABD’de bile yok. Dolayısıyla, ABD ve İsrail’in (Uganda’yı saymazsak!) bunları durduracak başkaca bir hava savunma gücüne sahip değiller. Ve bu caydırıcı güç Trump-Netanyahu ikilisini ziyadesiyle tedirgin ediyor.
Tırmandırılan savaş durumunun hangi yönde ilerleyeceğine ilişkin kesin tahminde bulunmak bizim için olanaksız olsa da, Ortadoğu’da gerici Arap yönetimlerini yerinden edecek bir siyasi depremin, Türkiye’deki iktidar blokunu çözecek bir rüzgara dönüşmesi muhtemeldir.
Bize düşen, bu olanak ve olasılığı gerçeğe dönüştürmeye katkısı olacak hiçbir gücü, etnik, dinsel, mezhepsel vb. nedenlerle dışlayan, emperyalist işgal ve savaşa karşı güçleri birleştiren bir direniş ve barış mücadelesi yürütmektir.
Sevgiyle, dostlukla.
Yorumlar
Kalan Karakter: