Bugün 13 Nisan neşe doluyor insan deyip… Ülke gündemi diye önümüze getirilenlere şöyle bir bakındığımızda, gördüğümüz… Heyhat gemi azılı almış kötülükten başka bir şey olmuyor.
Ve dayatılan bu kötülük duruma ve gereğine göre hukuksuzluk, sorumsuzluk, vicdansızlık, pervasızlık olup her yere, her şeye bulaşıyor. İyilik bunun üstesinden gelebilecek mi bilemiyoruz. Alacakaranlık bir evredeyiz. İnsanlığın “gün doğumu” ile “gün batımı” arasında bir yerde bizi beklemekte olduğuna dair ütopyacı umut içimizi alacalandırıp duruyor!
24 saat içinde iki okul baskını… Biri Şanlıurfa-Siverek’de diğeri Kahramanmaraş’ta… Saldırganlardan biri 18 diğeri 14 yaşında… İkisinin de elinde silah (hatta birinin 5 tabanca 7 şarjör!).. Ailelerin ifadelerine göre ikisi de Pung, Call of Duty, Battle of War gibi savaş-silah-şiddet içerikli oyunların bağımlısı, asosyal, sessiz, odasından çıkmayan, tüm günlerini internette ya da Discord, Telegram gibi paylaşım gruplarında geçiren tipler. Dersleri ve kitapları arasında olması gerekiyor, ama değil. Özellikle polis çocuğu olan İsa Aras Mersinli, internet üzerinden deneyimlediklerini babasıyla atış poligonunda uygulaya olanağına sahip! Kuşkusuz bu durum, onların bireysel hikayeleri içinde kalarak açıklanabilecek sıradan bir sorundan öte, toplumsallığı ağır basan çözümlenmesi zorunlu bir büyük sorun.
Ama nerdeee… İktidarın ters-düz ettiği eğitim politikaları nedeniyle, okuldan kopuş her geçen gün artıyor.2024-2025 eğitim-öğretim yılı verilerine göre Türkiye’de zorunlu eğitim çağında (6-17 yaş) olup örgün eğitim dışında kalan çocuk sayısı yaklaşık 611 bin 612dir. Ancak açıköğretim ve MESEM (Mesleki Eğitim Merkezi) öğrencileri de dahil edildiğinde, örgün eğitimden fiilen kopuk olan çocuk sayısı 1,47 milyona kadar çıkabilmektedir. Çağdaş, bilimsel ve sürdürülebilir bir eğitimin sağlayacağı akılcılıktan uzaklaşan (daha doğrusu uzaklaştırılan) çocuklar ve gençler, ya TikTok’la video yayınlamak, ya sokakta racon kesmek, ya da münferit te olsa ebeveynleri tarafından poligonda atış talimi yapmak gibi şiddet içeren ve şiddeti özendiren akıldışı şeylerin göz alıcı cazibesine ilgi gösteriyorlar.
Bir yandan sırtını devlete dayamış olmanın verdiği kayırmacılık ve cezasızlıkla çocuklarının suçlarını ört pas eden (Devlete Sızmış Aktörler), hukuk devleti arayışını güçleştirirken, öte yandan kara para ve mafya ilişkilerinde “cennet vatan” haline gelmemiz. Bu durumun da koruma dışı bırakılmış çocuklara “kolay para” için çokça olanak sunuyor olması kabul edilebilir değildir. Dolayısıyla, bir çocuktan bir katil yaratan bu karanlığın bir önce sorgulanması bir büyük sorumluluk olarak önümüzde durmaktadır.
Durmaktadır hatta daha da ötesi, suç oranın her geçen gün ivme kazanarak yükseldiği bir ülkede bu durum toplumsal seferberliği zorunlu kılmaktadır. Küresel ölçekte veri sunuşu yapan Küresel Organize Suç Endeksi’nin 2025 yılı raporuna göre; Türkiye bugün Avrupa ‘ da organize suç endeksinin en yüksek olduğu ülke olarak çoktan kayıtlara girmiş durumda. Ayrıca, BM üyesi 193 ülke içinde de,2-3 basamak yükselerek 10. Sıraya çıkmış bulunuyoruz, bu bağlamda Avrupa’daki tüm ülkeleri geride bırakan Türkiye, kıtada organize suçun en yaygın olduğu ülke konumunda. Asya’da ise 46 ülke arasında 3.sırada. Ülkeyi bir suç koridoruna dönüştüren bu tablo, yönetim kapasitesinin ve hukukun çöküşünün doğrudan sonucu olduğu gibi, aynı zamanda ekonomik, siyasal ve toplumsal sonuçları olan büyük bir krizin göstergesi olarak da değerlendiriliyor.
Silaha erişimin kolaylaştığı ve Bireysel silahlanmanın özendirilip hızla arttığı Türkiye’de, Silahsızlanma için çalışan Umut Vakfı’nın verilerine göre; 2024 yılının ilk 10 ayında 90 bin 317 adet kaçak ve ruhsatsız silah ele geçirilmiş, silah kaçakçılığı ruhsatsız silah kullanımına ilişkin 101 bin 821 kişi hakkında işlem gerçekleşmiştir. Konuya ilişkin Vakfın Yönetim Kurulu üyesi, Psikiyatri Uzmanı Dr. Ayhan Akcan; Türkiye’de yaklaşık 4 milyon ruhsatlı silah bulunduğu…“Bunun dokuz katı da maalesef ruhsatsız dediğimiz, kaçak silah mevcut. Toplam 36 milyona yakın silah olduğu düşünülüyor…” değerlendirmesini yaparken… CHP Yalova Milletvekili Tahsin Becan, son yıllarda artan bireysel silahlanmanın can kayıpları, yaralanmalar ve suç oranını yükselttiğini belirterek TBMM’de konuya ilişkin meclis araştırması istemiş ve tahmin ettiğiniz gibi bu talep AKP-MHP oylarıyla reddedilmişti.
Tüm bunların üstüne bir de topluma en tepeden yayılan şiddet dilinin yanı sıra, siyasal iktidar tarafından kendi gibi düşünmeyen herkese ve her kesime uyguladığı fiili şiddetin eklendiği… 2026 Nisan’ının 23’ü günü Türkiye’sinde, Egemenliğin saraydan alınıp ulusa devredilmesinin 106. Yılı, Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı olarak kutlanıyormuş ne gam!..
Sevgiyle, dostlukla.
Yorumlar
Kalan Karakter: