Sözün anlam yitirmekle kalmayıp birde askıya alındığı… Suçlularınsa sorgucu kesilip, utanmadan ortalarda dolandığı ibretlik bir süreçtir yaşadığımız.
Özellikle de ahlaki kırılmaların şaha kalktığı böylesi bir zaman diliminde, sosyal, siyasal ve toplumsal sapkınlıkları açıklamak her zamankinden daha sorunlu. Demem o ki; Suçluların tebdili kıyafet dolaşıp edep ahlak dersi vermeye çalışmalarına fırsat tanımak, tam da bir Fransız atasözünde vurgulandığı gibi “ hırsıza hırsız olduğunu unutturursan gün gelir sana ahlak dersi verir!” uyarısıyla bir güzel örtüşüyor dostlarım…
Örtüşüyor zira açıklamayı ertelediğiniz her davranış bozukluğu, ilkelliğin ve ilkesizliğin egemenliğinde!.. Salt öç alma güdüsüyle, hiç beklemediğiniz anda acımasızca size yöneltilebiliyor. Çamurun ortasında oturup; Suçluların telaşı içinde etrafa çamur sıçratanların, kıt akıllarıyla belirlediği bu ahlaksız sataşma, bir adım ötesinin neye tekabül edeceğinin ayırdına varamayan acizlerin böylesi zamanlarda sıklıkla başvurdukları çirkinliklerinden başka bir şey değildir.
Oysa Siyasi Ahlak Yasası; siyasi aktörlerin faaliyetlerinde dürüstlük, şeffaflık, hesap verebilirlik ve kamu yararını gözetmelerini zorunlu kılan, yolsuzluğu ve aday kayırmacılığı önlemeyi amaçlayan etik kurallar bütünüdür. Siyaseti çıkar aracı olmaktan çıkarıp toplumsal hizmete dönüştürmeyi hedefler.
Bu yasa, siyasetin sadece yasalara değil, aynı zamanda ahlaki ilkelere de bağlı kalması gerektiğini savunur. Ancak, siyaset etiğinden bihaber, Hasbelkader makam-koltuk sahibi olmuş günümüz siyasetçilerinin, kayıkçı kavgasına dönüştürdüğü siyaset arenası. Bir itiş-kalkış ve çamur atma havasında sürerken, bütün zamanların deneyimli tuzu kuruları ekonomi ve siyaset sahnesinde yeni yatırımlara ve oluşumlara yelken açmaktan asla imtina etmezler.
Zira zalim ile mazlum, erdemliyle erdem yoksunu, yurtsever ile yurt haini çoktan birbirine karıştırılmıştır artık. Halkın hizmetkarıyız diye seçim meydanlarında ortaya çıkıp, kimin hizmetkarı oldukları taaa Washington’dan gözüken!.. Epstein dosyası zanlılarının! Altından kendi suretlerinin çıkacağı kulvarlara sazan gibi atlayıp, sonu hüsranla bitecek maceralara sürüklenme ısrarları kuşkusuz ki kendi tercihleri olacaktır.
“Çamur at izi kalsın” yaklaşımıyla siyasi karşıtlarına belden aşağı saldıran kimlik arayışındaki sapkınlar, böylesi kırılma anlarında sosyolojik etkileşimden uzaklaşıp, siyasi ve iktisadi ahlaksızlıklara daha bir yatkın oluyorlar. Temel özelliği; saman alevi gibi parlayıp sönen çalkantılara zemin hazırlamak olan böylesi dönemlerde! İktidar kurgulu gündemler her gün yeni bir şok olayın ardından, diğer bir “şok olayı” kovalar… Korku-yılgınlık ve kafa karışıklığının egemenliğinde, yurttaşlar bir gün sonrasını düşünemez hale getirilir… Susar, siner, bir tarafa ilişir kalır. İşte bu faşizmdir!
Ancak kaostan her zaman felaket çıkmayabilir. Mitolojik ve felsefi belgeler; genel algının aksine kaos’u bir son değil, bir dönüşüm süreci olarak betimler ve bu süreçten sıklıkla eskisinden daha güçlü bir düzen veya yapı çıkacağını iddia eder. Nasıl ki; doğada orman yangınları bir felaketi işaret etse de sonuçta külleri, yeni ve daha güçlü bir ormanın oluşması için gerekli besinleri sağlar.
Bakarsınız felaket dediğiniz şey, (uçkur siyasetinin) tasfiyesine zemin hazırlayacağı gibi, ulus yararına yeni bir yol ayrımına… Dahası cumhuriyetin uzaklaşılmış gerçek nitelikleriyle yeniden buluşup, yepyeni ve daha korunaklı bir yapının temelinin atılmasına da pekala vesile olabilir.
Sevgiyle dostlukla.
Yorumlar
Kalan Karakter: