Bir bu eksikti..
Trabzonspor’da şimdi de “Altyapı Menajerlik AŞ” kuruluyormuş...
Bu operasyona gerekçe olarak da; sözde, Süleyman Cebeci’nin menajer Mirsat Türkcan’ın eline düşmesi gösteriliyormuş...
Başlangıçta iyi niyetli gibi görünen bu projenin (!) nereye evrileceğini şimdiden görür gibiyiz...
Mirsad’ın kulüplerin içine nasıl işlediğini, hangi yollarla nüfuz ettiğini iyi biliriz....
Beşiktaş’tan Emirhan İlkhan’ın Torino’ya gidiş hikayesi neyse, Trabzonspor’da Süleyman Cebeci olayı odur... Buna benzer onlarca örnek bulabilirsiniz Türk futbol aleminde...
Hal böyleyken hiç kimse menajerlerin önünü kesmek için çare aradığını söylemesin; inanmayız...
Burada hesap başka... Hele de hedef altyapıysa!...
* * *
Bakın usta gazeteci Atilla Türker, “Futbolun Arka Bahçesi” adlı kitabıyla Dünya Spor Yazarları Derneği (AIPS)’nin ödülüne layık görüldü ve gitti taaa G.Kore’de plaketini aldı... Yürekten alkışlıyoruz...
Bakmayın kitabın adında “arka bahçe” yazmasına... Bizzat futbolun “ön bahçesini” anlatıyor oysa..
Bizde böyledir..
Türk futbolundaki rezillikler dünyanın öteki ucundakilerin dikkatini çeker ama yanı başımızdakilerin kılı bile kıpırdamaz..
Türker’in bir solukta okunan kitabı neden bahsediyor biliyor musunuz?
Bilmeyenlere söyleyelim...
Türk futbolundaki transfer rezilliklerinden...
Bilaistisna, kulüp ayrımı olmaksızın sarıp sarmalayan tezgahlardan...
Kurumların nasıl fakirleşip, kişilerin zenginleştiklerinden...
Trabzonspor’undan Fenerbahçe’sine; Beşiktaş’ından Galatasaray’ına...
Hepsi orada yazılı..
Yazılı da ne oluyor?
Atilla Türker hem işini yapmanın hem de yurt dışında değer görmenin haklı onurunu yaşıyor; kitabın bahsettikleri ise kazandıkları paraları çatır çutur harcıyor...
* * *
Başa dönersek...
Günümüz futbol endüstrisinde, kulüplerin oyuncularını temsil eden menajerlik şirketlerine sahip olma trendi yayılma eğilimi gösterse de konu fazlasıyla tartışmaya açık...
En basitinden; kulüpler, kendi oyuncularını temsil eden menajerlik şirketlerine sahip olduklarında, onların mı yoksa kendi çıkarlarını mı öncelikli tutacaklar?
Böyle bir atmosferde adil ve şeffaf bir transfer süreci yürütmek ne derece mümkün olacak?
Sonra ne denecek; “bu konu özel bir uzmanlık alanıdır, o nedenle kulüp bünyesine bir de menajer transfer edelim ki işleri yönetsin”
Ohhh ne ala memleket.
Hele de Türkiye’de; böyle bir yapılanmanın sonuçlarını şimdiden görmek için fazla alim olmaya da gerek yok...
Genç oyuncuların menajerler tarafından sömürülmesi konusuna gelince...
Eğer; siz onlara küçük yaşlarda aidiyet duygusunu tam olarak aşılar, önüne ciddi hedefler koyar, daha da önemlisi büyüdükçe sistemin içerisinde kalacağına inandırırsanız, hele de Trabzonspor gibi bir kulüpte kovsanız da gitmezler...
Bilmem anlatabildik mi?
Yorumlar
Kalan Karakter: