“İyiyim.”
Bu kelimeyi günde kaç kez söylüyorsunuz?
Ve kaç tanesi gerçekten doğruyu yansıtıyor?
Çoğu insan gün içinde defalarca “iyiyim” der ama o kelimenin altı çoğu zaman boştur. Gülerken bile içten içe ağlayanlar, başkalarının yanında güçlü dururken geceleri sessizce çözülenler, yorgun ama “hallederim” diyenler…
Peki neden bu kadar çok insan, iyiymiş gibi yapmayı seçiyor?
Bu yazıda, duygularını bastırarak günlük hayatta “normal” görünmeye çalışan bireylerin psikolojik dünyasına bir pencere aralamayı hedefliyorum.
Sosyal Maskelerle Yaşamak: Gülümseyen Ama Yorulan İnsanlar
Toplum olarak duygu ifadesine dair yazılı olmayan birçok kuralımız var:
- “Üzülme, güçlü ol.”
- “Sakın ağlama, ayıp olur.”
- “Moral bozma, ne var yani?”
- “Dert anlatmakla ne değişir ki?”
İşte bu sözler, biz farkında olmadan içimizde bir maskeli yaşam biçimi yaratıyor. Bu maske gülümsüyor, çalışıyor, hallediyor. Ama içimizde bastırılan duygular birikiyor; kırgınlık, yorgunluk, tükenmişlik gibi.
Özellikle sosyal medya çağında herkesin mutlu, enerjik, üretken ve pozitif görünme çabası, “iyiyim” cümlesini adeta bir sosyal norm hâline getiriyor.
Neden Gerçek Duygularımızı Gizliyoruz?
- Yargılanma Korkusu
Birçok kişi üzgün ya da kırılgan olduğunu dile getirdiğinde “zayıf” görünmekten çekiniyor. Halbuki duygusunu ifade edebilen birey, duygusunu tanıyan bireydir.
- Görmezden Gelinme Deneyimi
Bazı insanlar duygularını daha önce ifade etmiş ama karşılık alamamış olabilir.
“Anlatınca ne değişti?” duygusu zamanla bastırmayı öğrenmeye neden olur.
- “Yük Olurum” Düşüncesi
Bazı bireyler, duygularını dile getirmenin karşısındaki kişiye yük olacağına inanır. Bu yüzden sessizleşir. Ve zamanla bu sessizlik kronikleşir.
- Toplumsal Kalıplar
Özellikle erkek çocuklara küçüklükten itibaren “ağlama”, “sert ol” gibi mesajlar verilir. Yetişkinlikte de bu öğrenilmiş kalıplar sürer. Kadınlarda ise “aşırı duygusal” ya da “abartılı” görünme kaygısı baş gösterir.
İyiymiş Gibi Yapmanın Bedeli
Bastırılan her duygu, zihinsel ve bedensel bir şekilde kendini ifade eder.
“İyiyim” dedikçe ama iyi olmadıkça:
- Kaygı artar
- Tükenmişlik başlar
- İlişkiler yüzeyselleşir
- Fiziksel belirtiler ortaya çıkar (baş ağrısı, kas gerginliği, mide sorunları)
- Kendi iç sesinizle bağınız kopar
En acısı da şudur: Anlaşılmak için hiçbir çaba göstermemeye başlarsınız. Çünkü “nasılsa kimse gerçekten sormuyor” dersiniz.
Peki, Gerçekten Ne Yapabiliriz?
- Kendinize Dürüst Olun
İlk adım, “iyiyim” demeden önce bir saniyeliğine durmak:
Gerçekten iyi miyim?
Hangi duygudayım?
Bu sorulara dürüst yanıtlar vermek, içsel farkındalığın ilk adımıdır.
- Küçük Cümlelerle Başlayın
Duygularınızı hemen herkese açmak zorunda değilsiniz. Ama güvenli hissettiğiniz birine “bugün biraz yorgunum” ya da “kafam karışık” demek bile bir başlangıçtır.
- “Hep Güçlü Olmalıyım” İnancını Sorgulayın
Güçlü olmak her şeye yetmek değil, bazen “bugün iyi değilim” diyebilmektir. Duygularını tanımayan insan değil, tanıyıp paylaşan insan dengededir.
- Profesyonel Destek Alın
Kimi zaman duyguların nerede bastırıldığını fark etmek, ancak terapötik bir ilişkide mümkün olur. Terapide, yıllardır söyleyemediğiniz bir cümleyi kurduğunuz an; işte o an, yük hafiflemeye başlar.
Gülümsemenin Altındaki Sen de Gerçeksin
İyiymiş gibi yapmak bir savunmadır. Korumaya çalıştığımız şey çoğu zaman kırılganlığımızdır. Ama şu da bir gerçek:
Kırılganlık görünmeden, bağ kurulmaz.
“İyiyim” demekten değil, “gerçekten ne hissediyorum?” demekten başlar iyileşme.
Bugün kendinize şu soruyu sorabilirsiniz:
“En son ne zaman gerçekten iyi hissettim?”
Ve ardından:
“Kendimi iyiymiş gibi yapmak zorunda hissettiğimde, aslında neye ihtiyacım vardı?”
Belki bu yazı, size iç sesinize bir adım yaklaşma fırsatı verir.
Çünkü bazen en güçlü iyileşme, içten gelen bir “İyi değilim ama bunun farkındayım.” cümlesiyle başlar.
Instagram: psk.benaydiyadin