Trabzon’un turizm potansiyeli, coğrafyasının ihtişamıyla, tarihinin derinliğiyle ve kültürünün zenginliğiyle tartışılmaz. Ancak ne yazık ki bu potansiyel, hâlâ hak ettiği biçimde değerlendirilemiyor. Yıllardır “Karadeniz’in incisi” olarak anılan şehir, aslında turizmin sürdürülebilirlik ve kalite kavramlarını ne denli ihmal ettiğini de gözler önüne seriyor.
Öncelikle, Trabzon’un kaybettiği bir gerçek var: Rus turistler. Onlar yalnızca sayı değildi; şehrin ekonomik ve kültürel döngüsüne can veren önemli bir unsurdu. Onları “kaçırdık” derken, bu ifadeyi basit bir ziyaretçi eksikliği olarak algılamamak gerekir. Kayıp, Trabzon turizminin profesyonel yönetilmediğinin ve kalite standartlarından ödün verildiğinin de bir göstergesidir. Rusların azalışı, sektörel zaafların ve vizyon eksikliklerinin somut yansımasıdır.
Bugün önümüzdeki fırsat Körfez ülkelerinden gelen turistlerde. Ancak, “yeni pazar” hedeflerken aynı hatalara düşmemek, eski eksiklikleri tekrarlamamak kritik. Turizmin sürdürülebilirliği için ziyaretçinin sadece gelmesi değil, burada kalması ve deneyiminden memnun ayrılması gerekiyor. Bunun yolu ise şeffaflıktan, adil fiyat politikasından, saygıdan ve en önemlisi doğru bir ev sahipliğinden geçiyor.
Maalesef hâlâ bazı kesimlerde turistlere yönelik “kazıklama” alışkanlıkları devam ediyor. Fiyatların keyfi artışları, kalitesiz hizmet ve misafirperverlikten uzak davranışlar, Trabzon’un turizm itibarına zarar veriyor. Bu davranışlar kısa vadede ekonomik kazanç sağlasa da, uzun vadede şehrin marka değerini zedeleyerek turizmin sürdürülebilirliğini tehdit ediyor. Bu yüzden esnafın ve tüm hizmet sektörünün turizm bilincini artıracak programlara öncelik verilmesi şarttır.
Yöneticiler ve siyasiler ise bu sürecin mimarlarıdır. Turizm politikalarının merkezine kaliteyi ve sürdürülebilirliği koyan stratejiler geliştirmeli, altyapı yatırımlarına hız vermelidir. Yeni tesislerin açılması, mevcut tesislerin yenilenmesi, ulaşım ve sosyal donatılarla ilgili projeler hızlıca hayata geçirilmeli. Kültürel mirasın korunması ve tanıtımı ile doğa turizmi, gastronomi turizmi gibi alternatif alanların desteklenmesi, Trabzon’u sadece sezonluk değil, yıl boyunca tercih edilen bir destinasyon haline getirecektir.
Son olarak, Trabzon’un halkının da turizme sahip çıkması, gelen misafire gösterdiği özen ve sıcaklık, başarı hikayesinin ayrılmaz parçasıdır. Turizm sadece devlet ya da özel sektör işi değildir; toplumsal bir sorumluluktur. Bu şehirde yaşayan herkes, turizmin ruhuna katkı sağlamakla yükümlüdür.
Özetle; Trabzon turizmi, kayıplardan ders çıkararak, yenilikçi ve kapsayıcı politikalarla, kaliteli hizmetle, toplumsal bilincin yükseltilmesiyle hak ettiği konuma ulaşacaktır. Gelecek, sadece doğal güzelliklerimizin değil, onları nasıl sunduğumuzun da sonucudur. Trabzon, bu büyük sınavı kazanacak potansiyele sahip bir şehirdir.
Trabzonda bir çok şeyin değilmesi gerekir, bunun için önce trabzonlunun değişmesi gerekir.