CHP'de kurultay sonrası başlayan tartışmalar her geçen gün büyüyerek devam ediyor. Genel Başkan Özgür Özel ile eski Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu arasında yaşanan gerilim, parti tabanına da yansımış durumda. Aynı hedefler uğruna yıllarca omuz omuza mücadele eden insanlar bugün birbirlerine ağır sözler sarf ediyor, hakaretler havada uçuşuyor.
Siyaset elbette fikir ayrılıklarının yaşandığı bir alandır. Ancak siyasi partileri güçlü kılan şey, farklı görüşlerin ortak bir hedef etrafında birleşebilmesidir. Özellikle muhalefet partilerinde yaşanan iç çekişmeler, sadece partiye değil, o partiye umut bağlayan milyonlarca seçmene de zarar vermektedir. Bugün yaşanan tartışmalarda dikkat çeken en önemli husus, eleştirilerin siyasi zeminden uzaklaşıp kişisel hesaplaşmalara dönüşmesidir.
Oysa Türk siyasetinin bugün ihtiyaç duyduğu şey kavga değil, akıl; ayrışma değil, uzlaşma; öfke değil, sağduyudur. Çünkü siyasetin asli görevi rakiplerini değil, milletin sorunlarını konuşmaktır. Ekonomik sıkıntıların, geçim derdinin, gençlerin gelecek kaygısının ve emeklilerin yaşadığı zorlukların gölgesinde, siyaset kurumunun kendi iç kavgalarına hapsolması toplumda karşılık bulmamaktadır.
Tam da böyle dönemlerde sağduyuya, birleştirici bir dile ve tecrübeli isimlerin yol göstericiliğine ihtiyaç duyulur. Bu nedenle Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş'ın yaptığı birlik ve beraberlik çağrısı dikkat çekicidir. Vicdanı ve merhameti olan herkesin altına imza atabileceği bir açıklama olmuştur.
Mansur Yavaş'ın açıklamasındaki en önemli nokta, taraf olmaktan çok parti bütünlüğünü ve toplumsal sorumluluğu öncelemesidir. Çünkü siyaset tarihi göstermiştir ki; büyük davalar, küçük hesaplara kurban edildiğinde kaybeden sadece siyasetçiler olmaz, onları destekleyen milyonlar da hayal kırıklığı yaşar. Liderlik bazen kürsüden sert konuşmak değil, gerilen ortamı yumuşatacak birkaç cümleyi cesaretle kurabilmektir.
Bugün CHP içerisinde yaşanan tartışmaların kazananı olmayacaktır. Kazanan ancak ortak akıl, diyalog ve sağduyu olursa siyaset kurumu güçlenebilir. Birbirine karşı cephe alanların değil, aynı masada oturup çözüm arayanların Türkiye'ye katkı sağlayacağı açıktır. Siyasi rekabetin yerini husumetin aldığı her ortam, demokrasiyi zayıflatır; birlik ve beraberliğin hâkim olduğu her ortam ise toplumsal güveni güçlendirir.
Bu nedenle Mansur Yavaş'ın yaptığı çağrı sadece CHP'ye değil, aslında tüm siyaset kurumuna verilmiş önemli bir mesajdır. Çünkü siyaset, kırarak değil birleştirerek; ötekileştirerek değil kucaklayarak anlam kazanır. Bugün ihtiyaç duyulan şey yeni kavgalar üretmek değil, ortak geleceği inşa edecek sağduyulu adımlar atmaktır.
LİYAKATSİZLİĞİN SONU: KİBİR VE İFTİRA
Ülkemizin en büyük sorunlarından biri olan liyakatsizlik, maalesef her alanda karşımıza çıkmaya devam ediyor. Makamlar ehil olmayan kişilere teslim edildiğinde, nezaketin ve devlet terbiyesinin yerini kibir alıyor. Sonrasında ise kurumlara zarar veren, toplumu geren ve kişileri hedef alan seviyesiz paylaşımlar ortaya çıkıyor.
ÇAYKUR Genel Müdürü olarak görev yapan Yusuf Ziya Alim, 2018 yılından bu yana bu görevini sürdürmektedir.
Ancak kamu görevlerinde bulunan herkesin eleştirilere karşı daha dikkatli, daha kapsayıcı ve daha sorumlu bir dil kullanması gerektiği de unutulmamalıdır.
Gücünü makamından değil, aile bağlarından ya da siyasi çevresinden alan anlayışlar; kurum kültürüne, devlet ciddiyetine ve toplumsal barışa zarar verir. Halef-selef ilişkilerini hiçe sayarak, doğruluğu tartışmalı ifadeler kullanmak ve insanları hedef göstermek hiçbir makama yakışmaz.
Temennimiz; kamu görevinde bulunan herkesin nezaket, liyakat ve sorumluluk bilinciyle hareket etmesi, toplumun da iftiradan, yalandan ve kutuplaştırıcı dilden uzak durmasıdır.
Allah bizleri haksız ithamlardan, iftiradan ve yalandan korusun.
Yorumlar
Kalan Karakter: