2025-2026 eğitim öğretim yılının sonuna yaklaşılırken, sanat, bilim ve proje odaklı okullar yıl boyunca büyük emeklerle hazırladıkları çalışmalarını bilim fuarlarında ve çeşitli etkinliklerde sergiliyor. Bu organizasyonlar yalnızca projelerin değil, öğrencilerin hayallerinin, öğretmenlerin fedakârlıklarının ve aylar süren emeğin görünür olduğu alanlardır.
Öğrenciler bu süreçte en çok takdiri öğretmenlerinden, okul yöneticilerinden ve eğitim camiasından bekler. Çünkü bir öğrencinin ne kadar emek verdiğini, kaç kez vazgeçme noktasına geldiğini, hangi zorluklara rağmen üretmeye devam ettiğini en iyi o süreci onlarla birlikte yürüten eğitimciler bilir. Bazen samimi bir destek, içten söylenen bir “Aferin” ya da motive edici birkaç cümle, öğrencinin tüm yıl boyunca taşıyacağı bir özgüvene dönüşebilir.
Ancak ne yazık ki bazı yöneticiler, bulundukları makamın sorumluluğunu taşımak yerine, girdikleri ortamlarda insanların moralini bozan, emeği küçümseyen ve motivasyonu düşüren tavırlar sergilemeyi alışkanlık hâline getirmiş durumda.
Daha dün bir okulun Avni Aker Millet Bahçesi’nde düzenlediği TÜBİTAK 4006-B Bilim Fuarı sırasında yaşanan olay da bunun açık bir örneğidir. Şehit Ünal Bıçakçı Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi Müdürü Orhan GENÇ’in, stant ziyareti sırasında öğrencilerin, öğretmenlerin ve ziyaretçilerin bulunduğu bir ortamda bir öğretmene yüksek sesle:
“Sen sus, konuşma, karışma, atlama.”
ifadelerini kullanması, ne eğitim ahlakıyla, ne yöneticilik ciddiyetiyle ne de insani değerlerle bağdaşmaktadır.
Bir okul müdürünün görevi, öğretmeni toplum içinde küçük düşürmek, öğrencilerin önünde saygı sınırlarını aşan tavırlar sergilemek ya da insanların şevkini kırmak değildir. Tam tersine, üretimi desteklemek, emeği büyütmek ve motivasyonu artırmaktır.
Üstelik bu tavrın ilk kez yaşandığını söylemek de mümkün değildir. Çünkü Orhan GENÇ’in katıldığı birçok organizasyonda benzer çıkışlar yaptığı, çalışma ortamı dahil insanları rahatsız eden ve ortamın enerjisini düşüren tavırlar sergilediği eğitim camiasında uzun zamandır konuşulan bir durum hâline gelmiş. Sürekli olumsuzluk üreten, takdir etmek yerine küçümsemeyi tercih eden bir anlayış, eğitim ortamına katkı sunmadığı gibi proje kültürüne de zarar vermektedir.
Emekliliğine yaklaşmış olmasına rağmen hâlâ makamın verdiği gücü insanlara üstten bakmak için kullanan, öğretmenlere karşı kırıcı ve küçümseyici bir dili kendine hak gören bu anlayış, tecrübeyi değil, tükenmişliği temsil etmektedir. Çünkü gerçek eğitimcilik, insanları susturarak değil, onları destekleyerek yapılır. Gerçek yöneticilik ise korku oluşturarak değil, güven vererek mümkün olur.
Bugün eğitim camiasının ihtiyacı olan şey, öğretmenlerin ve öğrencilerin moralini bozan yöneticiler değil, emeğe saygı duyan, üretimi destekleyen ve bulunduğu ortama değer katan gerçek eğitim liderleridir.
Orhan Genç'te de bunların çok eksik olduğu aşikardır.
Yorumlar
Kalan Karakter: