Koç Ailesinin bir asırlık kuruluş yıldönümü nedeniyle düzenlenen etkinlikte siyaset, spor, sanat ve iş dünyasından birçok önemli isim bir araya geldi. Son dönemde ülke gündeminde yaşanan gelişmeler düşünüldüğünde, bu buluşma kamuoyunda ayrıca dikkat çekti.
Öte yandan CHP'de "mutlak butlan" tartışmalarıyla başlayan süreç partiyi oldukça yıprattı. Parti içindeki çekişmeler nedeniyle birçok CHP'li kendisini dışlanmış hissederken, uzun yıllar seçim kaybetmesine rağmen Kemal Kılıçdaroğlu'nun yeniden partinin başına getirilmesi yönündeki tartışmalar da siyasi gündemi meşgul etmeye devam ediyor.
Bu gelişmeler yaşanırken, Koç Ailesinin organizasyonunda bir araya gelen isimler arasında CHP Genel Başkanı Özgür Özel'in, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'ye yönelik yaklaşımı da dikkat çekti. Bazı çevrelerce bu tavır gereğinden fazla sıcak ve beklenti içinde bir görüntü olarak değerlendirildi.
Oysa bir siyasi liderin, nezaket sınırları içinde kalarak daha mağrur, daha dik ve daha saygın bir duruş sergilemesi mümkündü. Siyasette diyalog ve iletişim elbette önemlidir; ancak bu iletişimin, tarafların kendi siyasi ağırlıklarını ve duruşlarını koruyarak yürütülmesi de en az bunun kadar değerlidir.
OLAN ÜRETİCİYE OLUYOR
Çay üreticisi yıllardır enflasyonun altında ezilen alım fiyatlarına, artan maliyetlere, gübreye, mazota ve işçilik giderlerine rağmen üretmekten vazgeçmedi. Devletine, toprağına ve emeğine güvenerek sabır gösterdi. Ancak üreticinin gösterdiği bu fedakârlık ne yazık ki karşılığını bulmadı.
ÇAYKUR'un alımları geçici olarak durdurmasıyla binlerce üretici bir anda özel sektörün insafına bırakıldı. Üretici daha çayını satamadan, daha emeğinin karşılığını alamadan yaklaşık yüzde 20'lik bir değer kaybıyla karşı karşıya kaldı. Bu, yalnızca ekonomik bir kayıp değil; üreticinin alın terinin, emeğinin ve umudunun değersizleştirilmesidir.
Daha vahimi ise bu tablonun artık istisna değil, bir sistem hâline gelmiş olmasıdır. Fındıkta yaşanan senaryo bugün çayda tekrar etmektedir. Üretici risk alıyor, emek veriyor, yatırım yapıyor; ancak kazanan üretici değil, aracı ve fırsatçı piyasa mekanizması oluyor. Üretici ise her sezon sonunda zararını hesaplamak zorunda kalıyor.
Bir ülkenin tarımı, üreticisi ayakta kaldığı sürece güçlüdür. Eğer çiftçi ürettikçe yoksullaşıyor, emeğinin karşılığını alamıyor ve her yıl bir öncekinden daha umutsuz hâle geliyorsa ortada yalnızca bir fiyat sorunu değil, ciddi bir tarım politikası sorunu vardır.
Bugün çay üreticisinin yaşadığı mağduriyet sadece Karadeniz'in değil, ülkenin meselesidir. Çünkü üreticinin kaybettiği yerde tarım kaybeder, tarımın kaybettiği yerde ise sonunda bütün toplum kaybeder.
Yorumlar
Kalan Karakter: