Dile kolay tam 24 yıl…
Türk futbolunun ve Trabzonspor’un efsane ismi Şenol Güneş’in bir daha tekrarlanması çok zor olan Dünya Kupası üçüncülüğünün ardından 1 numaralı turnuvaya katılamamıştık.
Ama Vicenzo Montella ve ‘Bizim Çocuklar’ büyük bir mücadele örneği koyarak 24 yıl sonra hayallerimizi gerçeğe dönüştürdüler.
Bize bu büyük gururu yaşattıkları için yürekten tebrik ediyoruz, kocaman bir alkışı fazlasıyla hak ettiler.
Dün akşam Kosova karşısında herkes tebriği hak etti ama Trabzonspor’un eski şampiyon kalecisi Uğurcan Çakır’a da ayrı bir parantez de açmak lazım.
Üst üste yaptığı kritik kurtarışlarla takımı ayakta tuttu.
Birçok maçta olduğu gibi kalesinde devleşti, Kosovalı futbolculara duvar oldu.
Tek kelimeyle helal olsun.
Her ne kadar Galatasaray’a transfer olduğu için Bordo-Mavili taraftarların gönlü kırık olsa da eminim ki Uğurcan dünkü muazzam performansı ile Bordo-Mavili taraftarların göğsünü kabartmıştır.
Uğurcan, Galatasaray’a transfer olurken kendisine verilen 36 milyon euronun tesadüf olmadığını herkese bir kez daha ispatladı.
Eski milli futbolcu Nihat Kahveci’nin dediği gibi Uğurcan bu performansıyla değil 36 milyon euro, 300 milyon euro eder.
Doğru tek, Uğurcan’ın ve diğer tüm milli oyuncularımızın bize yaşattıkları o muhteşem duygu, paha ile biçilemez.
Hem Montella’ya, hem Uğurcan’a hem de tüm milli oyuncularımıza helal olsun, yolunuz bahtınız açık olsun…
KEREM İLE ÇOK ZOR!
Bu muazzam zaferinin ardından çok fazla teknik detaya, analize girmenin pek bir anlamı yok…
Lakin bazı eksikleri de görmemiz gerekiyor…
Zafer sarhoşluğu, bizi rehavete düşürmemeli…
Dün akşam bir kez daha gördük ki Kerem Aktürkoğlu’ndan santrafor olmaz. Bu net!
Kerem, Kosovalı savunma oyuncularının arasında kayboldu.
Top saklayamıyor, doğru yerde pozisyon alamıyor, iyi bir kanat forvet olabilir ama nokta santrafor olamaz.
Attığı bedava gol de zaten Orkun Kökçü’ye yazılır, dokunmasa zaten top ağlara gidecekti.
Hatta neden dokundu diye ofsayt korkusu ile ekranların başında ‘ahlanıp, vahlandık.’ Neyse ki korktuğumuz olmadı.
Sözün özü, Kerem iyi bir hamle oyuncusu olabilir ama onun yerine net bir santrafor lazım.
Yoksa Dünya Kupası’nda çok başımız ağrır.
Deniz Gül var fakat çok tecrübesiz. Porto’daki attığı gol sayısı da ortada.
Artık emekliliği gelmiş Cenk Tosun da çok formsuz, Kasımpaşa’da kalan lig maçlarında kendisini ispatlayıp yeniden formayı kapabilir mi kocaman bir soru işareti.
Enes Ünal ise sakat, sakatlığını atlatsa bile iki buçuk aylık süreçte hazır hale gelmesi imkansız.
Artık üçüncü bir golcüyü söylemiyoruz.
Bu da bizim Türk futbolunun ayıbı…
Bir golcü yetiştiremiyorsak burada da futbolunun ulemaları kendisini sorguya çekmesi lazım.
DERBİNİN BİLETLERİ NEDEN TÜKENMEDİ?
Trabzonspor bu hafta sonu Süper Lig’in lideri Galatasaray ile zirve yarışında ‘olmak’ ya da ‘olmamak’ maçına çıkacak.
Bir galibiyet, kentte şampiyonluk şarkılarını yeniden söyletebilir.
Mağlubiyet ise sadece şampiyonluğu değil, Şampiyonlar Ligi hayalini de yerle yeksan edebilir.
Böylesine büyük bir öneme haiz bir müsabakada taraftarlar hala biletleri tüketemedi.
Oysa Fenerbahçe’nin Beşiktaş maçı için satışa çıkardığı biletler o gün içerisinde üç buçuk dakika içerisinde tükendi.
Galatasaray derbisine 3 gün kalmışken ne yazık ki Trabzon’da satılan bilet sayısı şuana kadar yaklaşık 34 bin 700. Hala 4 bine yakın satılamayan bilet var! Üstelik birçoğu da kombine…
Bir oturup düşünmek lazım. Sizce kabahatı taraftarlarda mı aramak lazım yoksa başka sebeplerde mi?
Gelin isterseniz şöyle bir bilet fiyatlarına göz atalım: VIP Platinum - B: 20 bin TL, VIP Platinum - A/C: 15 bin TL, VIP Gold: 12 bin 500 TL, VIP Silver: 10 bin TL, Batı Tribünler: 4 bin 250 TL, Doğu Tribünler: 3 bin 750 TL, Mattia Ahmet Minguzzi Tribünü: 2 bin 250 TL, Güney - Kuzey Kale Arkası: bin 750 TL…
Evet rakamlar ortada…
Günler öncesinden derbinin biletleri tükenmiyorsa üstelik yarışın içinde iken demek ki buradan şöyle bir sonuç ortaya çıkıyor…
Trabzon’da bu fiyatları verebilecek taraftar topluluğu yok. Demek ki bu rakamlar cefakar, vefakar büyük Trabzonspor taraftarına ağır geliyor. Bu işin lamı cimi yok arkadaş!
Taraftara ‘Haydi maça, takımına destek ol’ demek işin en kolay yanı.
İyi de ‘ensesi kalın’ olanları bir kenara koyarsak taraftarın, vatandaşın ekonomik durumundan haberiniz var mı?
Bu fiyatlarla kim nasıl gitsin maça?
Bu ayıp taraftarın değildir, ne yazık ki şehrin geçmişteki idarecilerinin ayıbıdır. Demek ki Trabzon’un ekonomisi çok yetersiz, insanların alım gücü yok.
İstihdam alanları yok, sanayi şehri değiliz, hal böyle olunca da kentteki insanların ekonomisi de yüksek maç bileti almaya yetmiyor.
Bir serzenişimiz de Trabzonspor’un yönetimine olsun. Derbi olsa bile bilet fiyatlarını insanların alım gücünü düşünerek belirleyin, şehrin ekonomik gerçeklerini göz ardı etmeyin.
Yorumlar
Kalan Karakter: