Şehirler, tıpkı yaşayan organizmalar gibi canlıdır. Sokakları, caddeleri, binalarıyla nefes alır, büyür, değişir.
Sokakları, caddeleri, binalarıyla nefes alan, büyüyen, değişen şehirler, bazen de kendini yeniler. Trabzon gibi tarihi dokusu, doğal güzellikleri ve kültürel birikimi güçlü şehirlerde bu yenilenme ihtiyacı daha belirgin hale gelir. Ancak her değişim, her müdahale, ‘yapmak’ anlamına gelmek zorunda değildir. Bazen en doğru adım; ‘yıkmak’tır. Nasıl mı?
Yapıldığı günden beri tartışılan ve gelinen noktada yıkılması yönünde toplumsal mutabakat sağlanan, Reşadiye Kavşağı’nın yıkılması gibi.
Bir süre önce Meydan Köprüaltı’ndaki dolmuşlar kaldırılmış, bu alanın park ve yeşil alan olarak düzenleneceği açıklanmıştı. Altı boşaltılıp - düzenleneceği gündemde iken, şimdi de gündeme gelen, Meydan Viyadüğü’nün yıkılması gibi.
(Bu yazının konusu olmasa da; yıkılması düşünülen Reşadiye Kavşağı ve yıkılması yönünde görüşlerin seslendirilmeye başlandığı Meydan Viyadüğü, ‘hangi mantıkla yapıldı’, ‘yap yıkla oluşan kamu zararı ne olacak’ sorularının, cevaplanması gereken sorular olduğunun altını çizmekte fayda var.)
Bir yanda estetik ve şehrin nefes alma alanlarını artırılması gerçeği, diğer yanda bu viyadük ve kavşağın varlığı. İşte burada devreye, şehir planlamasının cerrahi müdahalesi giriyor; yapmak kadar yıkmak da bazen zorunludur.
Trabzon’un her köşesi, her sokağı potansiyel bir nefes alma alanıdır. Ancak gereksiz binalar, amaca hizmet etmeyen yollar ve estetiği bozan yapılar, şehrin canlılığını köreltebilir. Trafik yükü altında ezilen, görüntü kirliliği ile boğulan şehirler, sadece yeni projelerle değil, eski ve işlevsiz yapıların kaldırılmasıyla da nefes alabilir. Yıkmak, yok etmek değil; şehir için bir arınma, bir estetik ve işlevsel yeniden doğuş anlamına gelir. Örnek mi?
O günlerde müze, şimdilerde cami olan Trabzon Ayasofya’nın çevresi, 2009 - 2015 yılları arasında hayata geçirilen kentsel dönüşüm projesi ile kaçak ve çarpık yapılardan arındırılmış, tarihi doku ortaya çıkmış, bugünkü halini alan Ayasofya’nın çevresi, yeşil ve ferah bir görünüme kavuşmuş, cazibesi daha da artmıştır.
Çevresinde kırktan fazla kaçak ve çarpık yapı yıkılınca, bambaşka bir alanın ortaya çıktığını, kabul etmeyen yoktur diye düşünüyorum.
Evet, bazen yapmak yerine yıkmak gerekir; bazen bir viyadük kaldırılmalı, bazen eski bir bina şehre alan açmalıdır. Bu cerrahi müdahaleler, Trabzon’un nefes almasını sağlar, tarihi dokuyu korur ve şehrin kimliğini güçlendirir.
Unutulmamalıdır ki, yıkmak bazen inşa etmek kadar değerlidir. Şehrin ruhunu ve canlılığını korumak, gerektiğinde cesurca adımlar atmayı gerektirir. Trabzon, geçmişiyle gurur duyan, ama geleceğine cesurca yön veren bir şehir olmalıdır. Ve bu cesur adımların bazıları, elbette yıkmakla başlar…
Yorumlar
Kalan Karakter: