Bugün dünya artık bir savaşın eşiğinde değil; yeni bir savaşın içinde. Ortadoğu’da yükselen gerilim, fiilen çatışmaya dönüşmüş durumda. Böyle bir atmosferde, barışı savunan sesler her zamankinden daha kıymetli ve daha anlamlı hale geliyor.
Ne yazık ki küresel siyasette barışı değil, gerilimi büyüten bir dil hâkim. Özellikle ABD ve İsrail yönetimlerinin askeri seçenekleri sürekli gündemde tutan ve gerilimi tırmandıran politikaları, zaten kırılgan olan bölgeyi açık bir çatışma ortamına sürükledi. Diplomasi yerine tehdit dilinin tercih edilmesi, bugün yaşanan savaşın en önemli nedenlerinden biri olarak karşımızda duruyor.
Tarih bize defalarca aynı gerçeği göstermiştir; büyük güçlerin başlattığı savaşların bedelini her zaman halklar öder. Yıkılan şehirler, yerinden edilen milyonlar, hayatını kaybeden siviller… Savaşın gerçek yüzü budur. Buna rağmen bazı ülkelerin askeri gücü hâlâ bir çözüm yöntemi gibi sunmaya devam etmesi, insanlık adına son derece kaygı vericidir.
İşte tam da bu noktada, İspanya Başbakanı Pedro Sanchez’in, İran ile yaşanan çatışma ortamında ortaya koyduğu tutum dikkat çekici ve takdire değerdir. Sanchez’in ‘savaşa hayır’ diyen sözleri yalnızca diplomatik bir denge arayışı değil; aynı zamanda insan hayatını önceleyen sorumlu bir devlet adamlığının ifadesidir.
Sanchez’in bu tutumu, savaşın kaçınılmaz olmadığını hatırlatan önemli bir siyasi duruştur. Çünkü uluslararası krizler ancak diplomasi, diyalog ve karşılıklı anlayışla çözülebilir. Silahların konuştuğu yerde ise yalnızca yıkım vardır.
Tam da bu noktada, tarihten gelen güçlü bir ilke bize yol gösteriyor. Mustafa Kemal Atatürk’ün dile getirdiği ‘Yurtta sulh, cihanda sulh’ sözü, sadece bir temenni değil; barışın hem ulusal hem de küresel ölçekte korunması gerektiğini anlatan evrensel bir ilkedir.
Pedro Sanchez’in savaşa karşı çıkan sözleri de aslında bu anlayışla örtüşmektedir. Çünkü barış, yalnızca kendi ülkesinde huzuru istemekle değil, dünyanın başka coğrafyalarında da savaşın önlenmesini savunmakla mümkündür. Gerçek barış anlayışı sınır tanımaz.
Bugün dünya, savaş naraları atan liderlerden çok, barışı savunan cesur siyasetçilere ihtiyaç duyuyor. Çünkü gerçek liderlik, askeri gücü göstermek değil; insan hayatını koruyacak aklı ve vicdanı ortaya koyabilmektir.
Pedro Sanchez’in ‘savaşa hayır’ diyebilen tavrı bu yüzden önemlidir. Bu duruş, yalnızca bir politik tercih değil; aynı zamanda sorumlu ve vicdanlı bir devlet adamlığının göstergesidir. Ve bu yönüyle Sanchez’in sözleri, Atatürk’ün yıllar önce dile getirdiği ‘Yurtta sulh, cihanda sulh’ ilkesinin günümüzdeki güçlü yankılarından biri olarak anlam kazanmaktadır.
Bugün insanlığın ihtiyacı olan şey daha fazla silah değil, daha fazla akıl ve daha fazla vicdandır.
Çünkü savaşları başlatanlar çoğu zaman cephede değildir. Ama barışı savunmak için cesaret gösterenler, insanlığın geleceğini belirleyenlerdir.
Bugün o cesareti gösteren, Avrupa siyasetinin aykırı sesi Pedro Sanchez’i alkışlıyor, kararlı ve ilkeli duruşu için kutluyoruz…
Yorumlar
Kalan Karakter: