Trabzon, iki gün sonra bir kez daha horonun ritmiyle, müziğin evrensel diliyle ve farklı kültürlerin renkleriyle buluşmaya hazırlanıyor.
Trabzon Büyükşehir Belediyesi’nin düzenlediği 4. Uluslararası Trabzon Horon ve Müzik Festivali, 15 farklı ülkeden yaklaşık 650 halk dansçısını şehrimizde ağırlayacak. Bu, küçümsenecek bir organizasyon değil. Aksine, Trabzon’un uluslararası alanda tanıtımı açısından son derece değerli bir etkinlik.
Horon, bu şehrin yalnızca bir halk oyunu değil; kimliğidir, hafızasıdır, ruhudur. Horonu dünyanın farklı kültürleriyle aynı sahnede buluşturmak da Trabzon adına önemli bir kazanımdır.
Bu nedenle festivali düzenleyenleri kutlamak gerekiyor. Ancak…
Bir organizasyonun başarılı olması, onun eksiklerinin konuşulmaması gerektiği anlamına gelmez. Tam tersine, böylesine değerli bir festivali daha da büyütmenin yolu, eksikleri samimiyetle dile getirmekten geçer.
Öncelikle festivalin şehir geneline yayılması gerekiyor.
Programın büyük bölümü Meydan ve Yeni Mahalle Fuar Alanı’nda gerçekleştiriliyor. Oysa Trabzon, yalnızca bu iki noktadan ibaret değil. Ortahisar’ın tarihi sokaklarından Ganita’ya, Boztepe’den Sera Gölü çevresine, Akçaabat’tan Yomra’ya kadar birçok noktada mini gösteriler düzenlenebilir. Böylece hem turistler hem de vatandaşlar festivali şehrin her köşesinde hisseder.
Bir diğer eksiklik ise festival atmosferinin yeterince oluşturulamaması.
Şehir merkezinde uluslararası bir festival düzenlenirken caddelerin, meydanların ve ana arterlerin bayraklarla, afişlerle ve görsel çalışmalarla süslenmesi beklenir. İnsan daha Trabzon’a girerken ‘Bu şehirde uluslararası bir festival var’ duygusunu yaşamalı.
Festival sadece sahnede değil, sokakta da hissedilmeli.
Esnafın da bu organizasyonun bir parçası olması sağlanabilir. Kafeler, restoranlar ve oteller festival konseptiyle süslenebilir; yöresel ürün stantları kurulabilir; el sanatları ve Trabzon mutfağı daha görünür hale getirilebilir.
Çünkü kültür festivalleri yalnızca gösteri izlemekten ibaret değildir.
Aynı zamanda şehir ekonomisini canlandıran önemli organizasyonlardır.
Bugün Avrupa’nın birçok kentinde benzer festivaller milyonlarca avroluk ekonomik hareket oluşturuyor. İnsanlar sadece konser izlemiyor; alışveriş yapıyor, konaklıyor, restoranlara gidiyor, müzeleri geziyor.
Trabzon da bunu başarabilecek potansiyele sahip.
Bir başka konu ise tanıtım.
Festivalin ulusal ve uluslararası ölçekte daha güçlü duyurulması gerekiyor. Sosyal medya içerikleri, yabancı dillere çevrilmiş tanıtımlar, dijital yayınlar ve ulusal medya iş birlikleriyle organizasyon çok daha geniş kitlelere ulaştırılabilir.
Belki de ilerleyen yıllarda festival kapsamında horon çalıştayları, uluslararası dans sempozyumları, çocuk etkinlikleri, fotoğraf sergileri, belgesel gösterimleri ve kültürel söyleşiler de programa eklenebilir.
Böylece festival sadece üç günlük bir eğlence olmaktan çıkar, bir kültür haftasına dönüşür.
Şunu açıkça söylemek gerekir. Trabzon, kültürüyle övünen bir şehir. Ancak artık sadece kültürü koruyan değil, kültürünü dünyaya pazarlayan şehirler kazanıyor. Uluslararası Trabzon Horon ve Müzik Festivali bu hedef için önemli bir başlangıçtır.
Şimdi yapılması gereken, her yıl üzerine biraz daha koyarak bu organizasyonu Karadeniz’in değil, Türkiye’nin ve hatta dünyanın sayılı halk dansları festivallerinden biri haline getirmektir.
Çünkü horon buna layık.
Trabzon buna hazır.
Yeter ki elimizdeki bu değer, daha büyük bir vizyonla büyütülsün…
Yorumlar
Kalan Karakter: