Trabzon Büyükşehir Belediyesi’nin, kardeş şehir Şemdinli’ye yaklaşık 100 milyon lira maliyetli bir spor kompleksi yapacağını açıklaması şehirde ciddi bir tartışmayı beraberinde getirdi.
İlk etapta bu yatırım belediye bütçesinden yapılacak bir proje olarak duyuruldu ve doğal olarak gözler Trabzon’un kendi ihtiyaçlarına çevrildi.
Muhalefet cephesinde başı çeken CHP’li belediye meclis üyeleri ve CHP örgütü, şehrin mevcut tablosunu hatırlattı; altyapı eksikleri, kentsel dönüşümün yavaş ilerlemesi, otopark sorunu, kırsal mahallelere hizmet yetersizliği, yüksek su fiyatları tartışması ve belediyenin borç yükü…
‘Trabzon’un bunca eksiği varken 100 milyon liralık bir yatırım başka bir ilçeye mi?’ sorusu kamuoyunda güçlü karşılık buldu.
İktidar kanadı ise meseleyi ‘kardeşlik hukuku’ ve ulusal dayanışma perspektifiyle savundu. Şemdinli’ye kazandırılacak bir spor kompleksinin gençler için önemli bir yatırım olacağı, şehirlerarası dayanışmanın değerli olduğu ifade edildi. Bu yaklaşımın da toplumsal bir karşılığı var; Türkiye’nin farklı bölgeleri arasında bağ kuran projeler sembolik açıdan güçlüdür.
Gelen tepkilerin ardından yatırımın Büyükşehir Belediyesi bütçesinden değil, bağış yoluyla yapılacağı açıklandı. Bu, bir geri adım olsa da, kompleksin yapılmasından geri adım atılmadı.
Yanlıştan dönmek bir zafiyet değil, aksine olgunluk göstergesidir. Belediyenin kamuoyu tepkisini dikkate alarak finansman modelini değiştirmesi, yerel demokrasinin işlediğini gösterir. Farklı bir modelle de olsa projeyi sürdürecek olması da Büyükşehir Belediyesi’nin kararlılık ifadesidir.
Sonuçta siyasetin, inatla değil; dengeyle yapılması gerçeği kabul görmüştür.
Öte yandan bu süreç, muhalefetin rolünü de ortaya koydu. Tepki olmasa yöntem değişir miydi? Bu sorunun cevabı önemli. Görünen o ki kamuoyu baskısı ve muhalefetin ısrarı, kararın yeniden değerlendirilmesinde etkili oldu. Bu da yerel meclislerin ve siyasi denetimin ne kadar gerekli olduğunu bir kez daha hatırlattı.
Elbette Şemdinli değerlidir. Elbette gençlere spor alanı kazandırmak kıymetlidir. Fakat mesele bir şehri diğerine tercih etmek değil; kaynakların öncelik sırasını doğru belirlemektir. Trabzon kendi eksiklerini tamamlarken başka bir şehre destek olabilir. Ancak bu destek, kendi bütçesini zorlayarak değil; şeffaf ve sürdürülebilir modellerle olmalıdır.
Sonuçta ortaya çıkan tablo şudur; muhalefet görevini yapmış, kamuoyu hassasiyet göstermiş, Büyükşehir Belediyesi de yöntemi revize ederek dengeyi sağlamıştır. Tartışma sert olabilir; fakat demokrasinin doğası budur.
Asıl mesele şimdi bağış modelinin nasıl yürütüleceği, sürecin ne kadar şeffaf olacağı ve Trabzon’daki öncelikli sorunların aynı kararlılıkla ele alınıp alınmayacağıdır. Çünkü siyaset sadece proje yapmak değil; güven yönetmektir.
Yorumlar
Kalan Karakter: