Dar gelirli vatandaş için mutfak, ekonominin en acımasız aynasıdır. Resmi rakamlar ne söylerse söylesin, tencerenin kaynayıp kaynamadığı gerçeği saklamaz.
Maaşını daha cebine koymadan bölüştürmek zorunda kalan milyonlarca insan için sebze - meyve artık temel ihtiyaç değil, hesap kitabın konusu haline geldi. Çünkü pazara - manava çıkan herkesin artık çok iyi bildiği bir gerçek var; etiketler değişmiyor, adeta sıçrıyor. Dün kilogramı 100 lira civarı alınan sebze, bugün 200 lira. Hatta 200 liranın üzerinde.
Son günlerin en çok konuşulan sebzesi, kadife patlıcanın kilosu 245 lira. Evet! İki, bilemedin üç âdeti bir kilo gelen patlıcanın bir kilosu 245 lira.
Rekor patlıcanda olsa da, bizzat bilindik bir markette bugün yaptığım gözleme göre, diğer sebzelerin fiyatı da çok yüksek. Sarımsak 218, köy biberi 238, dolma biber 218, sivri biber 184, pembe domates 163, kırmızı biber 149, çeri domates 149, brokoli 129, salkım domates 115, badem salatalık 100 lira…
150 - 200 lira fiyat etiketi artık ‘istisna’ değil, yeni normal olmuş durumda. Bu tabloyu sadece ‘enflasyon’ kelimesiyle açıklamak ise yetersiz kalıyor. Çünkü mesele yalnızca fiyat artışı değil, alım gücünün dramatik biçimde erimesidir.
Tarım ülkesi olmakla övünen bir memlekette, pazar filesinin bu kadar hafiflemesi düşündürücüdür. Üretici yüksek maliyetlerden şikâyetçi; mazot pahalı, gübre pahalı, ilaç pahalı. Nakliye desen ayrı bir yük. Hal böyle olunca üretici de haklı olarak maliyeti fiyata yansıtıyor. Ancak zincirin sonunda bu yükü sırtlanan, yine dar gelirli vatandaş oluyor. Yani sorun sadece üretimde ya da sadece piyasada değil; bütün bir sistemde.
Üstelik mesele sadece ekonomik değil, sosyal bir krize de dönüşüyor. Sağlıklı beslenme artık bir ayrıcalık haline gelirse, bunun bedelini toplum uzun vadede çok daha ağır öder. Çocukların yeterli ve dengeli beslenememesi, geleceğin de ipotek altına alınması demektir. Bu, rakamlarla ölçülemeyecek kadar ciddi bir sorundur.
Peki çözüm nerede? Kısa vadede denetim, fırsatçılığın önüne geçilmesi ve dar gelirliye doğrudan destek şart. Ama asıl çözüm, üretimi güçlendiren ve maliyetleri düşüren kalıcı politikalarla mümkün. Tarımda planlama yapılmadan, üretici desteklenmeden ve aracı zinciri sağlıklı hale getirilmeden bu fiyatların düşmesini beklemek hayal olur.
Bugün pazarda gördüğümüz etiketler, aslında sadece fiyat değil; bir uyarıdır. ‘Bu gidiş sürdürülebilir değil’ diyen bir uyarı…
Eğer bu uyarı ciddiye alınmazsa, yarın mesele sadece sebze - meyve fiyatları değil, çok daha derin bir geçim krizi olacaktır.
Çünkü mesele artık şudur; insanlar sadece geçinmekte zorlanmıyor, doymakta zorlanıyor. Hepimiz yoksul, çoğumuz açız. Bu da artık bir ekonomi meselesi olmanın çok ötesine geçmiştir…
Yorumlar
Kalan Karakter: