Yaz sezonunun başlaması ve Kurban Bayramı tatiliyle birlikte Türkiye'nin turizm merkezleri yeniden hareketlendi. Antalya, Muğla, Kapadokya ve Karadeniz'in gözde destinasyonları milyonlarca ziyaretçiyi ağırlamaya hazırlanırken, son yılların yükselen turizm yıldızlarından Trabzon bir kez daha sosyal medyada tartışmaların odağına yerleştirildi.
Özellikle Körfez ülkelerinden gelen turistlerin yoğunluğu üzerinden üretilen ve belirli dönemlerde dolaşıma sokulan ‘Trabzon - Arapzon’ söylemi, bu yıl da sahneye çıktı. İlk bakışta basit bir kelime oyunu ya da sıradan bir eleştiri gibi görünen bu ifade, aslında Trabzon'un turizm markasına, şehir imajına ve ekonomik çıkarlarına zarar verme potansiyeli taşıyan bir yaklaşımın yansımasıdır.
Dikkat edilirse bu tartışmalar genellikle turizm sezonunun başladığı, otellerin dolmaya, esnafın yüzünün gülmeye ve kentin ekonomik olarak hareketlendiği dönemlerde gündeme getiriliyor. Bu durum, yapılan eleştirilerin zamanlamasını da sorgulatıyor.
Gerçeklere bakalım.
İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü verilerine göre Trabzon'u 2025 yılında 1 milyon 447 bin 573 kişi ziyaret etti. Bunların 639 bin 564'ü yerli, 808 bin 9'u ise yabancı turistlerden oluştu. Yani ilk kez yabancı turist sayısı yerli turist sayısını geçti.
Daha da dikkat çekici olan ise yabancı ziyaretçilerin profili. Verilere göre Trabzon'a gelen yabancı turistlerin yüzde 77,44'ü Körfez ve Ortadoğu ülkelerinden oluşuyor. Başka bir ifadeyle, Trabzon turizminin ana taşıyıcı gücünü bugün bu ülkelerden gelen ziyaretçiler oluşturuyor.
Bu tablo, Trabzon'un yalnızca Karadeniz'in değil, Türkiye'nin en önemli uluslararası turizm merkezlerinden biri haline geldiğini gösteriyor. Aynı zamanda şehrin Körfez coğrafyasında güçlü bir marka değerine ulaştığını da ortaya koyuyor.
İşte tam da bu noktada ‘Arapzon’ söyleminin ne kadar sorunlu olduğu daha net anlaşılıyor.
Çünkü turizm sadece doğal güzelliklerden ibaret değildir. Turizm aynı zamanda algı yönetimidir. Bir şehir hakkında oluşturulan olumlu ya da olumsuz kanaatler, insanların tercihlerini doğrudan etkiler. Dünyanın en önemli turizm merkezleri milyarlarca dolarlık tanıtım bütçeleri ayırırken, Trabzon hakkında sosyal medyada sistematik biçimde olumsuz bir algı oluşturulmaya çalışılması şehrin tanıtım çabalarına zarar vermektedir.
Üstelik bu söylem yalnızca turistleri hedef almıyor; aslında Trabzon'un kendisini hedef alıyor.
Çünkü bugün Trabzon'da turizmden doğrudan veya dolaylı gelir elde etmeyen çok az sektör bulunuyor. Oteller, restoranlar, kafeler, ulaşım şirketleri, taksiciler, tur operatörleri, hediyelik eşya satıcıları, yöresel ürün üreticileri ve daha birçok işletme turizm hareketliliğinden besleniyor.
Bir otelin doluluğu sadece otel sahibinin kazancı anlamına gelmiyor. O otelde çalışan personelin maaşı, marketten alışveriş yapan ailenin bütçesi, çiftçinin sattığı ürün, lokantacının müşterisi, taksicinin günlük kazancı ve esnafın cirosu da bu hareketlilikten etkileniyor.
Dolayısıyla Trabzon'a gelen turistleri küçümseyen veya onları istenmeyen misafir gibi gösteren her söylem, doğrudan doğruya şehir ekonomisine zarar verme riski taşıyor.
Elbette turizmin getirdiği bazı sorunlar olabilir. Trafik yoğunluğu yaşanabilir, kira fiyatları tartışılabilir, şehir planlaması konusunda eksikler bulunabilir. Bunların konuşulması son derece doğaldır. Ancak sorunları tartışmakla bir şehri itibarsızlaştırmaya çalışmak aynı şey değildir.
Bir şehrin eksiklerini konuşmak başka, ekonomik başarısını hedef almak başkadır.
Trabzon bugün dünyanın dört bir yanından ziyaretçi çeken, doğal güzellikleriyle uluslararası ölçekte tanınan bir marka şehir haline gelmiştir. Uzungöl'üyle, yaylalarıyla, tarihi mirasıyla, kültürüyle ve misafirperverliğiyle bu noktaya kolay gelmemiştir. Bu başarı; yılların emeğinin, tanıtım faaliyetlerinin, yatırımların ve sektör çalışanlarının fedakârlıklarının sonucudur.
Bugün sosyal medyada birkaç paylaşım belki kısa süreli etkileşim sağlayabilir. Ancak uzun vadede zarar gören Trabzon'un itibarı olur. Sürekli olumsuz mesajlarla karşılaşan turistlerin farklı destinasyonlara yönelmesi ise hiç kimseyi şaşırtmamalıdır.
Bu nedenle kullanılan her ifadeyi ve yapılan her paylaşımı yalnızca bir sosyal medya tartışması olarak görmek doğru değildir. Çünkü mesele yalnızca turist meselesi değildir. Mesele, Trabzon'un ekonomisi, şehir markası, uluslararası itibarı ve binlerce ailenin geçim kaynağıdır.
Kentlerin gelişmesi; yatırım çekmesi, turist ağırlaması ve dünya ile daha fazla bütünleşmesiyle mümkündür. Bugün dünyanın bütün önemli turizm şehirleri farklı kültürlerden insanları misafir ederek büyümektedir. Trabzon da bu gerçeğin dışında değildir.
Yapılması gereken, turistin milliyetine odaklanmak değil; gelen ziyaretçilerin şehre daha fazla ekonomik katkı sunmasını sağlayacak politikalar geliştirmektir. Çünkü Trabzon'un ihtiyacı tartışma değil; daha fazla turizm geliri, daha fazla yatırım ve daha fazla istihdamdır.
Unutulmamalıdır ki Trabzon kazandığında sadece turizm sektörü değil; esnaf, üretici, çalışan ve sonuç olarak bütün şehir kazanır.
Bu nedenle mesele turist değil, Trabzon'dur.
Yorumlar
Kalan Karakter: