Trabzonspor’da son 2 sezondur transferde doğru adımlar atılıyor. Özellikle de bu sezon...
Abdullah Avcı dönemindeki çöp transferlerin ardından ayrıca çöp transferleri bir de üzerine para verip takımdan gönderen Başkan Ertuğrul Doğan, tabiri caizse bu kez yoğurdu üfleyerek yiyor!
Geçen sezon Zubkov, Batagov, Folcarelli ve Onuachu gibi yıldızlar takıma kazandırıldı.
Bu yıl da Pina, Oulai, Augusto, Olaigbe, Nwaiwu, Bouchouari gibi genç yetenekler transfer edildi.
Her ne kadar Olaigbe ile Bouchouari bekleneni veremese de Pina, Oulai ve Augusto üstün performansları ile yıldızlaştılar, değerlerine değer kattılar.
Bu 3 üç oyuncu için 50-30-20 milyon eurolar konuşuluyor.
Galatasaray, Fenerbahçe ve Beşiktaş bir futbolcu için çok uçuk rakamlar verirken (Galatasaray’ın Osimhen’e 75 milyon euro vermesi gibi) Trabzonspor’un Galatasaray’a bonuslarla birlikte 33 milyon euroya gönderilen Uğurcan Çakır’dan elde ettiği bonservis bedeli ile neredeyse bu sezon tüm transferleri bitirmesi büyük bir başarıdır.
Üstelik bu genç oyunculara yatırım yapıp onları parlatması Avrupa’nın dev kulüplerine pazarlaması takdire şayandır.
Öncelikle bunun altını kalın harflerle çizmemiz gerekir. Başta Başkan Doğan’ı, yönetimi, scout ekibini, teknik direktör Fatih Tekke ve ekibini tebrik etmek gerekir.
Nasıl ki transferler tutmadığında eleştiriyorsak işler yolunda gittiği zaman da takdir etmek, alkışlamak gerek. Hakkaniyet ve vicdan bunu gerektirir.
Bu yüzden Christ İnao Oulai konusunda Başkan Doğan’a yapılan haksız eleştirileri, linç kampanyasını, istifa davetini hayretle ve ibretle izledim.
Hiç yakışmadı, hele ki takım böylesine iyi giderken bu haksız eleştiriler, ayrılıklar takıma zarar vermekten başka hiçbir işe yaramaz.
Sadece ve sadece Galatasaray ile Fenerbahçe’nin ekmeğine yağ sürer.
Asıl olan Trabzonspor’un başarısıdır gerisi teferruattır. Bu başarı için de topyekün birlik olmak şart, eleştiri olmalı ama bu birlikteliğe, takıma zarar vermemeli.
OULAİ VE BATAGOV MESELESİ
Gelelim Oulai ve Batagov konusuna…
Yönetimin devre arasında Oulai ile Batagov’u satmama kararını yerinde buluyorum.
Takım zirveye oynarken takımın en önemli oyuncularını satmak demek yarıştan kopmak demek. Doğru bir karar. Sezon sonu hem oyuncuların geleceği hem de takımın menfaatleri için en doğru karar verilir.
Özellikle Oulai’nin Trabzonspor’un şampiyonluk yarışı verdiği Galatasaray’a satılması iyi giden işleri tam tersine çevirebilirdi!
Her ne kadar Oulai çok yüksek bonservis bedeli ile Galatasaray’a satılmış olsaydı bile, ufak bir yol kazasında veya mağlubiyette zaten bir kıvılcım bekleyen taraftarları kimse durduramazdı.
Başkan Doğan ve yönetimi başta olmak üzere teknik direktör Fatih Tekke hedef tahtasına oturtulurdu.
Papara’da ‘şampiyonluk’ sesleri değil ‘istifa’ seslerini duyacaktık.
Stadın boş kalması da cabası… Takım iyi giderken bile hala bu stat boş kalıyorsa varın gerisini siz düşünün!
Bu yüzden Başkan Doğan ve ekibi büyük bir yanlıştan dönerek doğru bir karar vermiştir.
Bir aksilik çıkmazsa Oulai, sezon sonunda Avrupa’daki kulüplere 40 milyon euroya da satılır 50 milyon euroya da…
Yeter ki böyle oynamaya devam etsin.
Burada taraftara seslenmek istiyorum. Artık takım bir yola girdi. Her zaman söylüyoruz yine tekrar edeceğiz, başarıya giden yolda sizin desteğiniz çok önemli, şu çok net. Şehir olarak birlik olursak bu takımın önünde kimse duramaz.
Eleştirileri bir kenara koyup üzerinizdeki ‘ölü toprağını’ atıp stadı tıklım tıklım doldurmanın zamanı geldi de geçiyor bile…
Fatih hoca her ne kadar temkinli konuşsa da hedef şampiyonluk.
Yeter ki siz destek olun, takıma sahip çıkın. Bu başarı hiç de zor değil.
Trabzonspor geçmişte mütevazi ama inanmış, inatçı, savaşçı ve mücadeleci kadrolarıyla nasıl ki İstanbul takımlarına kafa tutup İstanbul hegemonyasını yerle bir etmişse pekala bunu yine başarabilir. Yeter ki siz takımı yalnız bırakmayın.
Bir mesajımız da Fatih hocaya olsun: Hocam, sezon başında bu takımdan kimse şampiyonluk beklemiyordu ama bu takımı bir yola soktun, bu senin ve ekibinin başarısı…
Artık lütfen üçüncülük hedefinden vazgeç, evet belki temkinli konuşuyorsun ama ‘Hedefimiz şampiyonluk’ deyip olamazsan da kimse seni yerden yere vurmaz.
Yeni ve tecrübesiz oyuncu grubu ile buraya kadar gelmen zaten başlı başına bir başarı…
Bundan sonra hedefini küçük tutman her basın açıklamasında bu şekilde konuşman oyuncularını da olumsuz etkileyebilir.
Sen hedefini yüksek tut, bu şehir dağ gibi arkanda… Merak etme…
Yorumlar
Kalan Karakter: