Trabzonspor–Beşiktaş maçının biletleri tam 1 saat içinde tükendi. Uzun zamandır bu kadar hızlı tükenen bir maç bileti görmemiştik. Bu durum bize çok önemli bir şey söylüyor: Trabzon artık uyanıyor. Taraftar artık takımın etrafında yeniden birleşmeye hazır. Çünkü şehir, bu sezonun aslında göründüğünden çok daha değerli bir hikâye barındırdığını fark etti. Bu takım, kadro maliyeti açısından bakıldığında yarışın bu kadar içinde olmayı hak eden bir yapı ortaya koyuyor. Evet, eksikler var… Evet, zaman zaman aksayan noktalar var… Ama ortada inkâr edilmez bir gerçek duruyor: Trabzonspor, elindeki bütçe – kadro maliyeti – mevcut şartlar kıyasında ligde önemli bir pozisyon yakaladı.Ve bu başarı; teknik ekibin emeği, oyuncuların karakteri ve yönetimsel istikrarın bir yansıması.Ama artık sahada bir şeye daha ihtiyaç var: 12. adamın geri dönüşü. Taraftarın tribünleri doldurma zamanı çoktan geldi. Bu şehir, bu takımın ruhunu oluşturur. Bordo-mavinin inancı, mücadelesi, pes etmeyen karakteri her zaman tribünlerle bütünleştiğinde anlam kazandı. Şimdi tam da o an… Biletlerin bir saat içinde tükenmesi aslında bir mesajdır: “Biz buradayız. Sahaya inanmaya, takımı omuzlamaya, yeniden kenetlenmeye hazırız.” Beşiktaş maçı bu anlamda bir kırılma olabilir. Tribün dolacak, atmosfer yükselecek ve Trabzonspor yeniden eski günlerindeki gibi rakibi daha soyunma odasında baskı altına alan bir ev sahibi kimliğine geri dönecek. Taraftar artık sadece izleyici değil;oyuna müdahale eden, takımı ayağa kaldıran, şehrin nabzını sahaya taşıyan bir güç olmak zorunda. Biletlerin hızla tükenmesi, bu dönüşümün işareti… Kısacası: Trabzon uyandı. Şimdi sıra tribünlerde, sıra 12. adamda… Sahada eksikler kapatılır, taktikler değişir ama tribünün vereceği enerji her zaman galibiyetin gizli anahtarıdır. Bu şehir o anahtara sahip. Yeter ki tribünler o kapıyı açsın.
ÇÖZÜM FATİH TEKKE’DE
Trabzonspor–Beşiktaş maçı öncesinde gündemin en net başlığı şu: eksikler. Onuachu yok… Pina yok… Savić’in durumu belirsiz… Kağıt üzerinde bakıldığında Trabzonspor oldukça kritik üç oyuncusundan mahrum bir şekilde sahaya çıkacak. Peki bu tablo bize nasıl bir maçın işaret fişeğini veriyor? Aslında cevap çok basit: Yine çözüm bulan bir teknik direktör, yine taraftar desteği ve yine karakter koyan bir oyuncu grubu. Fatih Tekke, özellikle sezon başından beri yaşanan sakatlıklar, cezalar ve kadro daralmalarına rağmen her seferinde oyuncu grubunun içinden yeni bir çözüm üretmeyi başardı. Tekke’nin en güçlü tarafı, sistemi kişiye değil karaktere ve mücadeleye göre kurması. Bu maçta da benzer bir yaklaşım göreceğiz. Evet, Onuachu’nun yokluğu ceza sahasında fizik kalite kaybı demek. Evet, Pina’nın eksikliği savunmada dengeyi zorlayacak. Evet, Savic’in belirsizliği savunma yerleşimi açısından risk oluşturuyor. Ama Trabzonspor'un tarihi bize defalarca şunu öğretti: Bu takım bazen asıl gücünü yokluklardan alır. Bu karşılaşmanın kaderini sahadaki oyuncu yapısından çok, tribünlerin vereceği enerji belirleyecek. Taraftar bu maçta bir seyirci değil; eksikleri kapatan, oyuna nefes veren, rakibi baskı altına alan aktif bir güç olacak. Eksikler can yakar, doğru. Ama dolu tribünler, mücadele eden bir orta saha, doğru anlarda yapılan baskı ve doğru hamlelerle Trabzonspor bu maçı kendi lehine çevirebilecek potansiyele sahip. Kısacası: Bu bir oyuncu eksikliği maçı değil; bu bir karakter testi. Ve Trabzonspor, geçmişte bu testlerden çoğu zaman alnının akıyla çıkmıştır. Şimdi yine aynı ruhu beklemek gerekiyor. Eksiklere rağmen sahada ayakta kalan bir takım… Ve tribünde tam kadro görev başında bir şehir… İşte bizi bekleyen maç tam olarak bu.
TAKIMIN KADERİNİ BELİRLER
Afrika Kupası yaklaşırken Trabzonspor cephesinde taşlar ister istemez yerinden oynuyor. Çünkü turnuvaya gitmesi beklenen üç kritik isim var: Oulaï, Onuachu ve Onana. Bu üç oyuncunun aynı dönemde takımdan uzak kalması sadece bir eksik listesi anlamına gelmiyor, doğrudan oyun kimliğini etkileyen bir zincir kırılması demek. Ve açık konuşmak gerekirse: Bu durum Süper Kupa için büyük bir dezavantaj. Aynı şekilde lig ve kupa yarışında da Trabzonspor’un elini ciddi şekilde zayıflatacak bir tabloyla karşı karşıyayız. Onuachu’nun yokluğu, ceza sahasındaki fiziksel dominasyonu ve bitiriciliği tamamen ortadan kaldırıyor. Bu, Trabzonspor’un hücum planının neredeyse yarısının sahada olmaması anlamına gelir. Onana, orta sahanın direncini, ikili mücadele gücünü ve sertliğini temsil ediyor. O yokken Trabzonspor merkezde ister istemez daha kırılgan bir görüntü veriyor. Oulaï ise pres gücü, dinamizmi ve temposuyla takımın ön alan baskısında kilit rolde. Onun eksikliği, Trabzonspor’un rakip yarı alanda kurduğu baskıyı zayıflatıyor. Bu üçlü bir araya geldiğinde takımın fizik gücü, tempo seviyesi, hava hakimiyeti ve rakip üzerinde kurduğu baskı ciddi şekilde artıyordu. Şimdi bu özelliklerin hepsi bir süreliğine devre dışı kalacak. Elbette futbol sadece bireysel yetenekler oyunu değildir; sistem, disiplin ve mücadele de belirleyicidir. Ancak işin gerçeği şu ki: Trabzonspor’un kadro genişliği bu üç ismi aynı anda kaybetmeyi kaldırabilecek kadar rahat değil.Süper Kupa’da rakiplerin tam kadro çıkacağı ihtimali düşünüldüğünde, Trabzonspor’un önemli kozlarını kaybetmiş olması moral ve oyun planı açısından ciddi bir handikap yaratıyor. Lig ve kupa yarışında ise bu dönem, sezonun kader çizgisini değiştirebilecek bir evreye dönüşebilir. Peki çözüm? Teknik ekibin elindeki parçaları yeniden kurgulaması, bazı oyunculardan ekstra performans alması ve takımın daha kompakt, daha akıllı bir oyun anlayışıyla bu süreci atlatması gerekecek. Ama şunu da hatırlatalım: Trabzonspor’un kaderi, bu yoklukları nasıl yöneteceğiyle belirlenecek. Kimse için kolay bir dönem olmayacak ama bu takım zoru başarmaya alışkın. Önemli olan bu dönemi en az hasarla geçmek… Çünkü Afrika Kupası başlamadan bile, Trabzonspor’un maç planlarına gölgesini düşürmüş durumda.