Trabzonspor şu anda iyi bir yolda ilerliyor. İkinci yarıda Fenerbahçe ve Galatasaray ile içeride oynayacağız. Gerçi artık bu maçlar içeride ve dışarıda pek fark etmiyor ama içeri oynamak da bir avantaj sağlar. En azından küçük de olsa bir avantajdır. Beşiktaş ile ilgili olarak ise İstanbul’da oynayacağımız maç, sezonun son haftasından bir önce, 33. haftada gerçekleşecek; bu da aslında pek bir anlam ifade etmiyor. Çünkü 34 maçın 33’ü oynanmış olacak. Trabzonspor’un yarışta iddialı olabilmesi için öncelikle bu üç maçı kayıpsız geçmesi gerekiyor. Bu üç maçın başarıyla tamamlanması durumunda takım gerçekten avantajlı bir konuma gelecektir. Deplasmanda gösterilecek irade, içeride oynanacak maç ve Beşiktaş ile oynanacak zorlu mücadele, Trabzonspor’un kaderini belirleyecek. Eğer bu üç maçtan 9 puan alınabilirse, yarışta kalmak mümkün olacak.Elbette hem Fenerbahçe hem de Galatasaray da kritik maçlar oynayacak. Ancak Trabzonspor’un oynayacağı karşılaşmalar, rakiplere karşı bir üstünlük değil, kendi yarışını sürdürebilmek için bir fırsat anlamına geliyor. Bu nedenle şehirde ve yönetimde bu inancın olması büyük önem taşıyor. Alınan sonuçlar, geçen sezonla kıyaslandığında oldukça başarılı ve takımın doğru bir yolda olduğunu gösteriyor. Öncelikle bu üç kritik maçı başarıyla tamamlamalı, ardından yönetim de gerekli hamleleri yapmalı. Takıma yapılacak olası 2–3 takviye ile Trabzonspor, sezon sonuna kadar yarışın içinde kalabilir. Neden olmasın? Ben inanıyorum ki Trabzonspor, şampiyonluk için en güçlü adaylardan biri olmaya devam edecek.
SAVUNMA HATA KALDIRMAZ
Trabzonspor bu sezon kazanmasını biliyor, ama geçmişteki gibi kusursuz bir üst yapı ile değil. Zaman zaman pozisyonlar veriyoruz; hatta son maçta ilk 20 dakikada Konyaspor’un üç net pozisyonu vardı, bunlardan biri gol oldu, diğerleri ise şansa dönüştü. Maçın ilerleyen dakikalarında ise rakip, oyunun getirdiği rahatlıkla rakibinin iki pozisyonu direkten döndü. Trabzonspor, son iki yıldır devam eden istikrarını savunmada tam olarak sağlayamadı. Abdullah Avcı’nın yönetiminde, ardından Şenol Güneş ve Fatih Tekke’nin döneminde de savunma istikrarı eksik kaldı. Sakatlıklar da bu durumu daha da zorlaştırıyor. Hesapta olmayan sakatlıklar, rotasyonda sıkıntı yaratıyor. Alternatif oyuncular sahaya sürülemeyince, zorunlu olarak asıl stoper olmayan oyuncular görev almak zorunda kalıyor.
Oysa stoper mevkisi son derece özel bir konum; hız, sürat, çabuk tepki ve fiziksel dayanıklılık gerektiriyor. Bugünün futbolunda rakipler en iyi şekilde hazırlanıyor, oyuncular her topa hazır olmak zorunda. Stoper olmayan oyuncular bu mücadelede hatalar yapabiliyor. Trabzonspor’un güçlü ve istikrarlı bir stoper hattına ihtiyacı var; hem fiziksel olarak sağlam, hem de oyun bilgisi yüksek oyunculara. Bu sezon Trabzonspor, artık iyi bir havaya girdi. Üç kritik maçın sonunda takım, yarışta iddiasını ortaya koyabilir. Ancak bunun için savunma öncelikli olmalı. Sağ bekten sol beke, sol bekten sağ beke geçici çözümler, uzun vadede takımın dengesini bozuyor. Özellikle stoper pozisyonunda, kariyerinde bu mevkiyi sürekli oynayan bir oyuncu ile geçici çözümler arasında fark çok büyük.Fatih Hoca’nın öncelik savunma başarısı olmalı. Trabzonspor zaten gol atabiliyor, pozisyon üretebiliyor; ama savunmadaki istikrar, şampiyonluk yolunda belirleyici olacak. Bu sezon takım, doğru takviyelerle hem hücumda hem de savunmada dengeli bir Trabzonspor görüntüsü ortaya koyabilir.
KUPA AVANTAJ
Trabzonspor’u değerlendirirken, Fenerbahçe ve Galatasaray’ı, hatta Avrupa kupalarını da göz önünde bulundurmak gerekiyor. Samsunspor örneğine bakarsanız, hem lig hem de Avrupa kupasında oldukça rahat ilerliyorlar. Ancak burada unutmamak lazım; Samsunspor’un rakipleri ile Galatasaray ve Fenerbahçe’nin rakipleri bizim karşılaştığımız takımlar aynı değil. Trabzonspor, grup aşamasına kalmayı başardı. Bu, takım için büyük bir avantaj. Grup maçlarında, içeride veya dışarıda, gençler veya yedeklerle oynadığınızda bir maç kaybetme ihtimaliniz olabilir. Ancak bir sonraki maçta kaybınızı telafi etmek mümkün. Eskiden, grup aşaması daha erken evrelerde olsaydı, seri maçlarda büyük takımlarla karşılaşmak Trabzonspor’u daha fazla yıpratabilirdi. Şimdi ise bu dezavantaj ortadan kalkmış durumda. Grup maçlarının avantajı, takımın rotasyonunu ve oyuncu gelişimini destekliyor. Elimizde geçmiş sezonlarda başarılı olmuş oyuncular, oynanmayan oyuncular ve genç kadro olarak toplamda geniş bir oyuncu havuzu var. Seri maçlarda ve grup mücadelelerinde bu derin kadro, Trabzonspor için önemli bir güç sağlıyor. Ayrıca, bu süreç oyuncuları sürekli tetikte tutma ve formda tutma fırsatı sunuyor. Kendi ligimizdeki ve Avrupa’daki rakiplerle oynayacak olmak, oyuncuların performansını yüksek seviyede tutmak için büyük bir avantaj. Bu fırsatı iyi değerlendirebilirsek, Trabzonspor hem ligde hem de Avrupa’da başarıyı sürdürebilir.