Yoksa seçimle hatırlanıp seçimle unutulan bir gölgeye dönüşürüz.
Seçim zamanı geldi mi bir anda “basının” değeri artar. Aylardır aramayanlar kapını çalar, seni hatırlar, haberciliğin kıymete biner. “Bir haber geçelim”, “Bir canlı yayın yapalım”, “Bizim için görünürlük önemli” derler. O dönemde herkes basına dosttur. Çünkü basın, o an onların sesidir.
Ama seçim biter, koltuklar paylaşılır, sandıklar unutulur… Ardından sessizlik. Ne bir teşekkür, ne bir geri dönüş. Basın yine kendi yalnızlığına çekilir. Çünkü artık “işi bitmiştir”.
Biz de kendimize sormalıyız: Bu döngüye neden razı oluyoruz? Neden sadece seçim dönemlerinde hatırlanmayı kabul ediyoruz? Neden bazılarıyla aramızdaki mesafe kalmıyor da, mesleğin duruşu zedeleniyor?
Evet, basın bir kamu görevidir. Ama aynı zamanda bir duruştur, bir sorumluluktur. Haberi haber gibi yapmak, dostluk için değil, halk için kalem oynatmak gerekir. Yoksa seçimle hatırlanıp seçimle unutulan bir gölgeye dönüşürüz.
Yorumlar
Kalan Karakter: