Tüm olmazlara karşın inatla sürdürdüğümüz umut arayışımız… Nihayet bir ergen yüreğinden olanca içtenliğiyle yükselen “Her şey güzel olacak Ekrem abi…” haykırışıyla, hedefine ulaşıp kendini bir kişide somutlaştırmıştı…
Bir umut halesi olarak hayatımıza giren ama parıltısıyla fincanlı katırlarını ziyadesiyle ürkütüp, kendisini hedef tahtasına taşıyan halkının müstakbel Cumhurbaşkanı Ekrem İmamoğlu, aylardır tıpkı kendini halkına adamış diğer mevkidaşları gibi demir parmaklıklar arkasında tutsak. Rejim kendine tehdit olarak gördüğü herkesi hedefine taşımaya devam ediyor. Ayrıca bunu gizlemeye de pek gerek görmüyor!
Aslında gerçek tehlike, ne demir parmaklıklar ardında tutsak düşmekte, ne de sürekli parmak sallayan tek bir kişinin tehditkar sesinde değil;
-Konuşması gereken kurumların sessizliğinde,
Kendini güçsüz hisseden vatandaşların umursamazlığında,
İyi gün dostlarının ikircikli duruşlarında.
Ve kafa karışıklığını stratejiye dönüştüren bilgi kirliliğindedir.
Nitekim, İstanbul’dan, Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu ve sekiz ilçe belediye başkanının tutuklanmasıyla başlayan…
Ardından Seyhan – Ceyhan - Manavgat belediye başkanları.
Sonra Antalya - Adana ve İzmir’in bir önceki belediye başkanı…
Adıyaman Belediye Başkanı ise şimdilik ev hapsinde!
Yarın?
Onu sadece bir kişi biliyor!..
AKP Genel Başkanı olacakların haberini önceden veriyor diye ‘Savcılardan kendisine bilgi gidiyor’ deniliyor. Ya da akış tam tersi yönde, AKP Genel Başkanından savcılara talimat olarak dikte edilmiş olabilir!
Bu bağlamda, sert politik üslubu, orantısız ve ayrımcı politikalarıyla kendine güçlü bir rakip çıkartan Erdoğan’ın, gelinen noktada ”Bırakın, bağımsız yargı işini yapsın” sözleri hiç de inandırıcı gelmiyor… Daha bir kaç ay önce “ Anayasa Mahkemesi kararlarını tanımıyorum.” Diyen de kendisiydi ve aslında yargının bağımsız olup olmadığını herkesten daha iyi biliyordu.
Dolayısıyla otokratik rejim yanlılarının kendilerini sureti haktan gösterip yolsuzluktan, hukuksuzluktan falan bahsetmeleri abesle iştigaldir, zira ağızlarına hiç yakışmıyor. Kaybedilen seçimler sonrası İstanbul ve Ankara belediyelerinde AKP’li başkanlar döneminden kalan dosyaların nasıl kaçırıldığı halen hafızalarda yerini korumaktadır. İBB tarafından açığa çıkarılan ancak zamanın içişleri bakanı Soylu tarafından el konulan yolsuzluk dosyalarının akıbeti ise belli değildir!
Dört bir yanımız zifiri karanlık…
Bağımsız medya hedefe taşınıp susturuluyor.
Güvensizlik, ağacı içten içe çürüten hastalık gibi aslında. Duyduğumuz her şeyin ardında bir bit yeniği arar hale geldik. Haksız mıyız, sanmam. Daha bu yazı bitmeden. İş kazası niyetine 11 yurttaşımızın iş cinayetine kurban edildiği haberleri düştü medya bültenlerine mesela. Dolayısıyla tekin olmayan bu ortamda, temkinli bekleyeceğiz.
Gerçeği korumak bir büyük adanmışlıktır ve her yurttaşın da sorumluluğu. Mücadeleden kopmadan, çaresizliğe düşmeden, yılmadan devam edeceğiz. Unutmayacağız. Unutulmasına da izin vermeyeceğiz. İnatla anlatacağız, düzene güvenmediğimiz yerde kendimize, dayanışmanın gücüne inanacağız.
Bunu atlatacağız. İnadına, inadına… “Andigros” ede ede.(*)
Sevgiyle, dostlukla.
(*) – Sayın Muteber Erdem’den alıntı; Suyu ılımak için kaptan, kaba aktarmak.
Not: Değerli hemşerimiz, Beylikdüzü Belediye Başkanı Sayın Mehmet Murat Çalık’ın tutukluluğu, yalnızca hukuki değil, aynı zamanda “Sağlık Hakkı” ve “Yaşam Hakkı” bağlamında ciddi riskler barındırıyor. Bu koşullar altında derhal serbest bırakılması gerekmektedir.