Başkalarının “yıldız kaydı, dilek tut” dediği yerde, aslında bir gökyüzü olayına tanık olduğumuzu söyleyip o romantik anın duygu çeperini parçalamak… Gizeme katlanamayıp, Mutlaka anlamak… Mutlaka kavramak… kuşkuyu öteleyip gerçeğe odaklanmak ziyadesiyle yorucu.
Üstelik çoğu kez görüneni sorgulatan kuşku büyüdüğünde, kuşkunun fazlasından kaynaklanan gerçeklik yanılsamaları zihni esir aldığında sadece yorucu değil, katlanılamaz da oluyor.
Terör örgütünün Türkiye’ye yönelik saldırılarına son vermesi ve kendisini feshetmesi, ardından sembolik de olsa bugün Süleymaniye’de gerçekleşen silah yakma ritüelleri kuskusuz ki barışa giden yolda çok değerlidir. Umarım ki tüm bu gelişmeler, iktidarın önümüzdeki iki yıllık seçim süreci içindeki “barış” a ve DEM’le işbirliğine olan ihtiyacından kaynaklanmıyordur. Hector Berlioz; zaman’a ilişkin bir betimlemesinde “Zaman büyük bir öğretmendir, ama ne yazık ki bütün öğrencilerini öldürür.” Diye uyarır!..
Son bir haftanın olanca hareketliliği içinde CHP’li Belediye Başkanlarının ardından yandaş televizyonların toplamından fazla izlenen Fatih Altaylı da tutuklandı.
Her yer zifiri karanlık…
Halk TV’yi, Sözcü TV’yi karartıyorlar. Neyse ki Halk Tv’nin cezası şimdilik durduruldu.
Halkın gözü- kulağı-sesi konumundaki tüm gazeteciler sürekli tehdit altında, yürekleri ağızlarında yayın yapmaya, bilgi paylaşmaya çalışıyorlar.
Gazetecilik Suç Değildir…
Anayasamızın 28. Maddesi “Basın hürdür, sansür edilemez” dese de önceki ve izleyen maddeler basının nasıl sansür edileceğinin yollarını gösteriyor. Ve Türkiye’yi sözüm ona özgürlükçü bir anayasaya kavuşturmak istediğini beyan eden iktidar bu yolları tepe tepe kullanmaktan kendini alamıyor!
Oysa Basın Özgürlüğü, demokrasinin en temel denetim mekanizmalarından biri. Medyanın susturulması yalnızca bir ifade özgürlüğü ihlali değil, aynı zamanda halkın haber alma hakkının ortadan kaldırılması yani otoriterleşmenin en belirgin kanıtı. AKP iktidarı, 2002’den bu yana medya üzerindeki baskısını giderek derinleştiriyor. Özellikle son on yılda bu baskıyı sistematik hale getirdi.
2020 Sosyal Medya yasası ve 2022 Dezenformasyon Yasası ile sansür artık yasal bir kılıfa büründü. RTÜK, Basın İlan Kurumu ve Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı gibi kurumlar eliyle özellikle muhalif medya dizayn edilmeye başlandı. Bu operasyonlardan “sosyal medya” da; Dijital gözetim ve içerik kaldırma talepleriyle payına düşeni fazlasıyla almış oldu!
Medyayı “tek hakikatin yayılması” için kullanan Nazi Almanya’sının Propaganda Bakanı Joseph Goebbeis’e öykünen… AKP rejimi de salt iktidarın onayladığı bilgi sunumu için TRT ve Anadolu Ajans’a benzer roller yükleyip, tıpkı Mussolini İtalya’sında olduğu gibi büyük medya gruplarını iktidara yakın sermaye gruplarına bağlayıp medya tekelleşmesini gerçekleştirdiler.
Özellikle her şeyin kötüye gittiğini gördüğünde insan umudu tevekküle kurban etmektense küçük bir umut kırıntısı için mücadele edebilmelidir. Hiç kuşkusuz tevekkülün rahatlığına teslim olmamak… hep tedirgin, hep arayan, hep umuda koşan olmak insana en çok yaraşan.
Bu hafta son sözüm umuda dair. Gerçekçi olmak, umudu yeşertebilmek için ilk adım. Kendini kandırmadan kendi gerçeğiyle yüzleşmekten kaçınmayan iyi insanlarla geleceği birlikte inşa edeceğiz. Umudum var.
Sevgiyle, dostlukla.