Sınırları aşan “Gösterişli Yaşamı” ve sürekli “Devlet Benim” hatırlatmasıyla ünlü, Fransa Kralı 14.Louis, bir etkinlik sırasında esas duruştaki tören kıtasına bakıp;
“Ahh bir de nefes almasaydılar ne güzel olurdu” diye kahırlanır!
.Aradan yüzyıllar geçer, erkler değişir, yönetimler ve yöntemleri değişir, ama iktidarların, birer savaş makinesi olarak görmeğe alıştığı bu insanlara bakış açısı bir türlü değişmez!
Hatta ”nefes almasalar, sadece bizim görmelerini istediklerimizi görseler” talebi zamanla “bir gün işimize yarayabilirler” faydacılığına evrilip çokça da karşılık bulur!
Acaba diyorum; iktidarları bu denli tedirgin edip, esas duruşta ruhsuz, duygusuz birer kurşun asker beklentisine yol açan, salt bir ön yargı mı yoksa, varlığını hissettiren güçlü bir tehdit algısı mıdır?
Ya da; tören kıtasını “Şortla” denetleyerek, askere ayar veren 8. Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ı heyecanlandıran! Bir ilki deneyimlemenin ötesinde, daha yoğun duyguların dışavurumu mudur?
Tabii ki bu arada, hiçbir tedirginliğe yol açmadan buyruk nerden ve nasıl gelirse gelsin. davetkar bir biçimde yerine getiren “tak-şak” paşaları da unutmak olmaz!
Oysa Atatürk’ün “Yurtta Barış, Dünyada Barış” öngörüsü çerçevesinde harcını kardığı ve Türkiye’yi, her tür tehdit ve saldırıya karşı korumakla ödevli olan TSK. Yaptırım gücünü sadece Türkiye Cumhuriyeti Anayasasından alır.
Ve Anayasanın 117.maddesinin 1.fıkrasında, Başkomutanlığın TBMM’nin manevi varlığından ayrılamayacağı vurgusu yapılmıştır.
Asla unutulmamalıdır ki; “İşgalcileri denize dökme emrini alıp” taarruza geçen orduların adı. Mustafa Kemal’in Meclis başkanı ve Başkomutan olduğu “Türkiye Büyük Millet Meclisi Ordularıdır”.
Dolayısı ile bu onurlu tarihsel geçmişi ve yasal konumlanışıyla, Türkiye Cumhuriyetini kuran Türk milletinin ortak bir değeri olan, TSK hiçbir koşulda siyasetin enstrümanı konumuna getirilemez.
Bu bağlamda; özelliklede “askeri vesayet” söylemleriyle tanınan bir iktidarın gözetiminde! Ana Muhalefet Genel Başkanına yapılan yüksek dozlu eleştirilerin Komuta Heyetince alkışlanmaya değer bulunması kamu vicdanını derinden yaralamıştır.
Siyaset kurumunun içine çekildiği çatışmanın yoğunluğu ve görünürlüğü, Hiç kuşkusuz kişiye göre değişebilir. Ancak gelinen noktada, toplumun kurumlarının, kadrolarının, seçkinlerinin, hatta enformasyonun, birbirine tümden karşıt biçimde pozisyon tutmaları artık saklanamayacak denli aleni!
Umuyor ve diliyorum ki;
Toplumsal hassasiyetleri kaşıma konusunda uzman tedarikçi haline gelen malum siyaset erbabı. Koltuk kaygısıyla, tehdit, yıldırma ve seçim dışı arayışlarını derinleştirip!
Ana Muhalefet Partisi Genel Başkanının ekranlara çıkıp halkına “vasiyetini” açıklayacak raddeye taşımaktan ve Cehennemin kapılarını aralamaktan vazgeçeler!
İşte asıl ”ÖNEMLİ” olan budur...
Sevgiyle, dostlukla.
Yorumlar
Kalan Karakter: