Bir şeylerin yolunda gitmediğini, diz boyu yolsuzluğa, arsızlığa, pisliğe batmış olduğumuzu biliyor olsak da bunları bir kez de faillerinden dinlemek insanı çileden çıkartıyor.
Haberleri izlerken müstemleke valisi kılıklı anlatıcının kullandığı özensiz dil, biçimlediği retorik, beden dili ve küstahça sırıtışı tüylerimi ürpertiyor. En tepesinden başlayarak bütün sistemi ele geçiren, tepeden tırnağa yeniden yapılandırdıkları devleti neredeyse bir yalan makinasına dönüştüren bu şebekeden, hemen şimdi kurtulmak için harekete geçmemiz gerektiğine olan inancım daha bir pekişiyor.
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı, aynı zamanda CHP’nin Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu ve çok sayıda çalışma arkadaşının gözaltına alındığı 19 Mart operasyonlarına zaten kırılgan olan piyasalar çok sert tepki verdi. Türk Lirası hızla değer kaybederken, Borsa İstanbul’da özellikle belediye iştiraklerine ait hisselerde büyük düşüşler yaşandı. Türkiye’nin kredi risk primi (CDS) yükseldi, bu da yatırımcılar arasında endişe yarattı.
19 Mart operasyonu yapılmasaydı Merkez Bankası büyük bir olasılıkla faizi 250 baz puan indirecekti. Ama yapılan operasyonlar piyasaları allak bullak etti, yaklaşık 40-50 milyar dolarlık rezerv eridi. Daha da erimesini engellemek için Merkez Bankası faizi 350 baz puan yükseltmek zorunda kaldı. Bu puan üzerine, her şey normal seyrinde gitseydi düşürülmesi öngörülen 250 baz puanı da eklerseniz, bu gün itibariyle kredi alan, borçlanan kişiler, kurumlar, hatta hazine 500 baz puan daha yüksek faiz ödemek zorunda kalacaklar. Bunca zarara değdi mi sizce?
El Cevap; piyasalardaki bu deprem niteliğindeki hareketlenmelere karşı Merkez Bankası rezervlerindeki doların satılmasına yönelik eleştirilere dair göndermede bulunan Bakan Şimşek; “Ülkenin ciddi bir rezerv birikimi oldu. Eleştiriyorlar, rezervleri niye kullanıyorsunuz diyorlar. Rezerv, iç ve dış şoklara karşı bir tampondur. Tabii ki rezervler kullanılmak üzere biriktirilir” diyerek veciz bir açıklamada bulundu!..
Emekliye bin lira ikramiye farkı öderken elleri titreyenler, ülkenin rezerv birikimlerinin kullanım alanını; devri iktidarlarının devamlılığı adına siyasi rakiplerine çektikleri operasyon alanlarıyla karıştırıyorlar zaar!.. İBB.Başkanı Ekrem İmamoğlu’na karşı düzenlenen 19 Mart rakipten kurtulma operasyonunun ekonomiyi olumsuz etkileyip, milyarlarca doların heba olmasının vebalinin yanı sıra, 85 milyon yurttaşımızın cebinden yirmişer bin liranın alınması acaba olmayan vicdanlarını bir nebze olsun sızlatıyor mudur?
Tüm bu dayatmaların toplumda yaratacağı infiali ciddiye almamış ya da toplumsal itirazın potansiyelini doğru tahmin edemeyen iktidar, 19 Mart operasyonuna kurumsal muhalefetle sınırlı bir itirazın gelişeceğin öngörüyordu. Ne var ki toplumsal muhalefetle aynı düzlemde buluşan direniş, tepedekilerin beklentilerini boşa çıkartınca alışkın olmadığı şekilde, kendi iradesinin dışında şekillenen gündemde pozisyon kapmaya ve argüman üretmeye çalışan iktidar, yaşadığı yetmezlikler karşısında her zaman yaptığı gibi bir kez daha zor silahını kuşanıyor!
Özetleyecek olursak; 19 Mart operasyonu, iktidarın riskini topluma ödettiği bir güç sınamasıydı. Operasyonların ardından halkın yükselen tepkisi ise, bu güç sınamasına ”karşı cevap” olma niteliği taşıyor. Siyasi arenasında kartlar yeniden karılıyor dostlarım.
Sevgiyle, dostlukla.