Anayasa Mahkemesi (AYM) kararının 16 aylık bir gizemin ardından, Milletin Meclisinde önce okunması, sonra tutanaktan çıkartılması, ardından 6 saat sonra yeniden tutanağa konulması, demokrasi diye tariflenen bir süreçte denge-denetleme mekanizmalarının toplumun gözü önünde bir kez daha iğdiş edilişinin göstergesi değil de nedir?
Bülent Arınç’ın dahi günah çıkartmasına vesile olan, Yargıtay 3. Ceza Dairesinin TBMM üyesi, (TİP) Hatay Milletvekili Can Atalay’ın tahliye edilmesine dair Anayasa Mahkemesinin kararına karşı çıkması. Hatta Anayasa Mahkemesi üyelerini suçlu ilan edip, kararını bozmak adına müdahalede bulunması ile başlayan yargı krizi süreci sonunda Türkiye Büyük Millet Meclisine yansıtılmış oldu.
TBMM Başkanvekili Gülizar Biçer Karaca başkanlığında toplanan TBMM Genel Kurulu’nun ilgili bileşiminde, ”milli egemenlik haftasına da gerekçelenerek” cezaevinde bulunan Gezi davası hükümlüsü Can Atalay hakkında; AYM’nin oy çokluğuyla aldığı (milletvekilliğinin düşürülmesi işleminin yok hükmünde olduğu) hak ihlali kararını, 16 aylık bir gecikmenin ardından CHP’li Katip Üye Trabzon Milletvekili Sibel Suiçmez’e okutması üzerine, AKP sıralarından gelen yoğun itirazlar ve AKP’li bir katip üyenin Başkanlık divanını terk edişi; Sanırım iktidarın Anayasa Mahkemesi Kararları başta olmak üzere Hak-Hukuk-Adalet kavramlarına bakışının doğrudan izahı niteliğindedir!
“Hüküm:
A.Seçilme ve siyasi faaliyette bulunma hakkının, kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ve bireysel başvuru hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna oybirliğiyle,
B.1.Anayasanın 148. Maddesinde güvence altına alınan bireysel başvuru hakkının ihlal edildiğine oybirliğiyle,
2.Anayasa’nın 67.maddesinde güvence altına alınan seçilme ve siyasi faaliyette bulunma hakkı Anayasanın 19.maddesinde güvence altına alınan kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine oyçokluğuyla,
C.Kararın bir örneğinin Anayasa Mahkemesinin icra edilmemiş olan Şerafettin Can Atalay(2) kararı ile eldeki başvuruya ilişkin Şerafettin Can Atalay (3) kararında tespit edilen hak ihlallerinin ortadan kaldırılmasına yönelik olarak İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesince başvurucunun yeniden yargılanmasına başlanması, mahkumiyet hükmünün infazının durdurulması, ceza infaz kurumundan tahliyesinin sağlanması ve yeniden yapılacak yargılamada durma kararı verilmesi şeklinde işlemlerin yerine getirilmesi için anılan mahkemeye esas no.(2021/178)’e gönderilmesine oybirliğiyle,
Kararın bir örneğinin bilgi için ve ilgileri nedeniyle Türkiye Büyük Millet Meclisine, Adalet Bakanlığına ve Hakimler ve Savcılar Kuruluna gönderilmesine 21/12/2023 tarihinde karar verildi…
Halkının oylarıyla, onları temsil etmek üzere seçilen halkın vekilini işlevsiz kılıp hapishaneye tıkmak acaba demokrasin hangi kriteriyle eşleştiriliyor? TBMM. Genel Kurulunda AYM Kararının okutulmaması için kıyametler kopartan, hatta Başkanlık Divanı üyesi AKP’li üyenin yerini terk ederek Genel Kuruldan ayrılmasına varan bunca yaygarayı kopartanlar. İsmet Paşa’nın betimlemesiyle “Suçluların Telaşı içinde olanlar” değil de nedir?
Fiili durum yaratılarak Anayasa Mahkemesi kararının 16 ay boyunca yok hükmünde sayıldığı bu hukuk dışılık, tamda CHP genel Başkanı Sayın Özgür Özel’in (Hukuk Darbesi) söylemine denk gelmiyor mu sizce?
Sonuç olarak; istikrar adına feda edilen özgürlüklerimizin, yeniden kazanılması için siyasetin bu açmazını aşmak bir görev olarak önümüzde durmaktadır.
Sevgiyle, Dostlukla.