İnişler, çıkışlar çoktur yaşadığımız bu hayatta…
Birçok acının da sevincin de tadını alırsınız...
Ama önemli olan bu hisleri bütün benliğinle yaşayıp yansıtabilmektir...
İşte sanat ve sanatçının işi budur.
Değerlerin değer bulmadığı bu ülkede, kıçımızla kuş tutsak bile değer bulamıyoruz…
Yaptığım bütün emeklerin karşılığının olmadığını biliyorum. Sıradan bir hayatı sürmeye başlıyorum ve emeklerim karanlık bir depo da bekliyor.
Yeni ufuklara yelken açıp yine üretmek istiyorum ama yığılıp kalıyorum.
Toplumsal değerlerimiz yerlerde gezerken değerli insan sayısı da eriyip gidiyor.
Yazmaya başlıyoruz yarım kalan bir hikayeyi sonunda ben oluyorum hikayedeki kötü adam…. Farkındalıklarımız fark edilmese de sıradan insanların masasında onlar gibi çekiyorum elimdeki son kozu ve batıyorum!
Belki de ülke de batıyor; biz nasıl çıkalım.
Yüreğimizle yaptığımız her işi gören bir boş kütle ile karşı karşıyayız.
“Bunlar boş işler derler” ve alaycı bir tavırları vardır.
Tolstoy diyordu ki "Yalnız derin sevgisi olanlar,
Derin acıları i hissedebilirler.”
Bizim toplum ruhu besleyen sanat etkinliklerine yan bakmazken cebi dolduran her işe bir bahaneleri vardır koşarak giderler.