Son olarak Abdullah Avcı’nın görevden ayrılmasından girmiştik, oradan devam edelim..
Edelim ki açıkta bir konu kalmasın...
İşin idari boyutu tamam, izah edildi ama ya eknomik yansıması... İşte orası ilginç... İlginç olduğu kadar da niyet okumaya müsait...
Nasıl mı? Açalım..
Abdullah Avcı, Trabzonspor ile Kasım 2020’de 2.5 yıllık sözleşme imzaladı... Buna göre kendisine ilk yarım dönem için 5 milyon, ikinci sezon için 6.5 milyon, son dönemi için de 8.5 milyon TL. ödenecekti... Buraya kadar herşey normal, herşey kabul edilebilir...
Asıl sorun bu sezon başından itibaren başlıyor...
* * *
Bilenler hatırlar; Başkan ile Asbaşkan arasında en büyük kırılmaya neden olan “habersiz sözleşme uzatma” olayından sonra Avcı’nın yıllık getirisi bir anda 3 katına yükselmiş ve 25 milyon TL. seviyesine ulaşmıştı...
İşte bu zamansız, plansız, izansız yenileme ayrılışta ciddi bir ekonomik karı da beraberinde getirdi...
Bir önceki yazımızı bitirirken, “ne Avcı’nın Trabzonspor’dan ayrılığı Beşiktaş’takine benziyor ne de hoca alıp çantasını helalleşip öylesine gidiveriyor...” demiştik... İşte anlatmaya çalıştığımız buydu...
***
Abdullah Hoca, sürekli güzellemlerde bulunduğu asbaşkanla arasındaki diyaloğun getirdiği avantajla gelirini 3’e katlarken, ayrılış anında açıklanan “iki yılını bıraktı” kamuflajının gölgesinde 8.5 milyon TL. yerine 25 milyon TL.’yi hesabına geçirmiş oldu...
İlk sözleşme devam etseydi bugün aynı şeyleri konuşuyor olur muyduk orası bilinmez... Ama bildiğimiz bir şey var ki Abdullah Avcı’nın yaptığı karlı ticaret...
Buraya kadar anlattığımız olayın ekonomik boyutu... Aynı meselenin kulüp yönetimi açısından da sonuçları var elbette...
O da ne mi?
Hani seçim dönemlerinin bir sloganı vardır ya; meşhur; “Yaptıklarımız yapacaklarımızın teminatıdır” diye... Bu da o hesap...
Bilmem anlatabildik mi?
Yorumlar
Kalan Karakter: