Son yıllarda çocuklar arasında artan öfke patlamaları, akran zorbalığı ve fiziksel agresyon davranışları daha görünür hâle geldi. Bu durum çoğu zaman “yaramazlık” ya da “disiplinsizlik” olarak yorumlansa da çocuklarda şiddete eğilim çoğu zaman yüzeyde görünenin çok daha ötesinde bir anlam taşır.
Bir çocuk neden vurur, iter ya da zarar verir?
Bu sorunun cevabı çoğu zaman tek bir nedende değil, çocuğun yaşadığı duygusal süreçlerde gizlidir.
Şiddet Bir İfade Biçimi Olabilir
Çocuklar duygularını yetişkinler kadar iyi ifade edemez. Öfke, hayal kırıklığı, kıskançlık ya da değersizlik hissi gibi yoğun duygularla baş etmekte zorlandıklarında, bunu davranışlarına yansıtabilirler.
Bir çocuk için vurmak bazen şunu söylemenin başka bir yoludur:
“Beni anlamıyorsun.”
“Çok kızgınım.”
“Kontrolümü kaybettim.”
Yani şiddet, çoğu zaman çözüm değil; ifade edilemeyen bir duygunun dışa vurumudur.
Model Alınan Davranışlar
Çocuklar öğrenerek büyür. Gördüklerini, duyduklarını ve maruz kaldıklarını içselleştirirler.
Eğer bir çocuk:
– Evde sık sık yüksek sesli tartışmalara tanık oluyorsa
– Fiziksel ya da sözel şiddete maruz kalıyorsa
– Sorunların konuşarak değil, güç kullanarak çözüldüğünü görüyorsa şiddeti bir iletişim yolu olarak öğrenebilir.
Çünkü çocuk için “normal”, deneyimlediği şeydir.
Sınırlar ve Duygusal Rehberlik
Şiddete eğilimli davranışların bir diğer nedeni de sınırların net olmaması ya da tutarsız olmasıdır.
Çocuklar sınırlarla güvende hisseder.
Ne yapıp ne yapamayacaklarını bilmek, onların duygusal dünyasını düzenler.
Ancak sadece sınır koymak yeterli değildir.
Aynı zamanda çocuğa şu beceriler kazandırılmalıdır:
– Duygularını tanımak
– Öfkeyle baş edebilmek
– Kendini ifade edebilmek
Bu beceriler gelişmediğinde, çocuk duygularını davranış yoluyla göstermeye devam eder.
Dikkat Çekme mi, Yardım Çağrısı mı?
Şiddet davranışı çoğu zaman “dikkat çekme” olarak yorumlanır.
Ama burada önemli bir ayrım vardır:
Çocuklar bazen dikkat çekmek için değil, görülmek için bu davranışları sergiler.
Aradaki fark şudur:
Dikkat çekmek geçici bir ihtiyaçtır.
Görülmek ise duygusal bir ihtiyaçtır.
Çocuklarda şiddet davranışı, çoğu zaman “kötü bir çocuk” göstergesi değildir.
Bu, çocuğun baş etmekte zorlandığı bir iç dünyanın işaretidir.
Bu yüzden yalnızca davranışı durdurmaya odaklanmak yerine, davranışın ardındaki duyguyu anlamak gerekir.
Ne Yapılmalı?
– Çocuğu etiketlemekten kaçınmak
– Davranışın nedenini anlamaya çalışmak
– Duygularını ifade etmesine alan açmak
– Tutarlı ve net sınırlar koymak
– Gerekirse profesyonel destek almak
Bu süreçte en önemli şey, çocuğa verilen mesajdır:
“Seni anlıyorum, ama bu davranış kabul edilebilir değil.”
Her davranış bir mesaj taşır. Çocuklarda şiddet de çoğu zaman yüksek sesli bir mesajdır.
Duyulmayan, anlaşılmayan ya da ifade edilemeyen duygular, en kolay yolu seçer: davranışa dönüşür.
Ve bazen bir çocuğun vurması,
aslında görülmek istemesinin en sert hâlidir.
Yorumlar
Kalan Karakter: