Bu ülkede artık mesele kimin kazandığı, kimin kaybettiği meselesi değildir.
Mesele çok daha büyüktür:
Türk futboluna duyulan güven ağır yara almıştır.
Son haftaya bakıyoruz…
Trabzonspor kendi sahasında 3-0 kaybediyor.
Galatasaray kaybediyor.
Fenerbahçe berabere kalıyor.
Elbette futbolda yenilgi de vardır, beraberlik de.
Ama mesele skor değildir.
Mesele, sahaya çıkan iradenin, mücadele duygusunun ve ligin inandırıcılığının tartışılır hâle gelmesidir.
Taraftar yenilgiyi kaldırır.
Kötü futbolu da kaldırır.
Ama ruhsuzluğu, vurdumduymazlığı ve “bu işin içinde başka bir şey mi var?” dedirten tabloyu kaldıramaz.
Bugün tribündeki insan şunu soruyorsa:
“Bu maçlar gerçekten sahada mı kazanılıyor?”
İşte o gün sadece bir takım değil, bütün bir sistem kaybetmiştir.
Çünkü futbolun temeli güvendir.
Güven yoksa puan tablosu sadece rakamdır.
Kupa sadece metaldir.
Fikstür sadece kâğıttır.
Lig ise sadece adı lig olan bir gösteriye dönüşür.
Bu yüzden açık söylüyorum:
Bu sezon sahada bazı takımlar puan kaybetmiş olabilir; ama asıl küme düşen Türk futbolunun itibarıdır.
Türkiye Futbol Federasyonu başta olmak üzere bu düzenin bütün sorumluları artık şunu görmek zorundadır:
Taraftar aptal değildir.
İnsanlar görüyor, izliyor, kıyaslıyor, sorguluyor.
Ve bir ligde insanlar sonuçlardan çok niyetleri tartışmaya başlamışsa, orada alarm zilleri çoktan çalmıştır.
Bu karanlık tablonun içinde Fatih Tekke’ye ayrı bir parantez açmak gerekir.
Çünkü o, susmanın makbul sayıldığı bir düzende konuşabilen, itiraz edebilen, futbolun onurunu hatırlatabilen az sayıdaki isimden biridir.
Bugün Türk futbolunun en çok ihtiyacı olan şey budur:
Cesaret.
Hakikati söyleme cesareti.
Yanlışa itiraz etme cesareti.
Taraftarın aklıyla alay edilmesine karşı durma cesareti.
Çünkü bu mesele artık sadece Trabzonspor’un, Galatasaray’ın, Fenerbahçe’nin meselesi değildir.
Bu mesele, tribüne gelen çocuğun futbola inanıp inanmama meselesidir.
Bu mesele, formasını giyip stada giden insanın kendini kandırılmış hissedip hissetmeme meselesidir.
Eğer bu güven yeniden kurulmazsa, bu ligde kim şampiyon olursa olsun eksik kalacaktır.
Çünkü şaibenin gölge düşürdüğü yerde zafer büyümez.
İnandırıcılığın bittiği yerde rekabet olmaz.
Adalet duygusunun zedelendiği yerde futbol sadece oynanır; yaşanmaz.
Son söz şudur:
Bir ligde taraftar skordan önce vicdanını sorguluyorsa, o lig çoktan küme düşmüştür.
Bugün mesele puan tablosu değil; Türk futbolunun vicdan tablosudur.
Yorumlar
Kalan Karakter: