Toplum olarak en büyük sorunlarımızdan biri, herkesin birbirini tartmaya çalışması… Ama ne gariptir ki, kimse kendi ağırlığını sorgulamıyor. Herkes haklı, herkes doğru, herkes kusursuz. Peki o zaman bu karmaşa neden?
“Dengesizlere ayar verecek terazi değilim” sözü aslında bir isyan değil, bir duruşun ifadesidir. Çünkü insan, her önüne geleni düzeltmek zorunda değildir. Hele ki kendi iç dünyasını düzene koyamamış insanlara yön vermeye çalışmak, sadece zaman kaybıdır.
Bugün herkes başkasının hayatına müdahale etmeye hazır. Kim ne yapmalı, nasıl konuşmalı, nasıl yaşamalı… Ama iş kendine gelince derin bir sessizlik. Öz eleştiri yok, sorgulama yok, yüzleşme hiç yok.
Oysa en büyük değişim, insanın aynaya bakıp kendine sorduğu o basit soruyla başlar:
“Ben doğru muyum?”
Başkalarını eleştirmek kolaydır. Zor olan, kendi hatalarını kabul edebilmektir. Çünkü öz eleştiri cesaret ister. İnsan kendi eksiklerini gördüğünde ya büyür ya da kaçmayı seçer.
Toplumda denge arıyorsak, önce birey olarak dengeli olmayı öğrenmeliyiz. Herkes kendi terazisini kurmalı. Kendi doğrularını, kendi yanlışlarını tartmalı. Başkasını yargılamadan önce, kendine dönüp bakmalı.
Unutulmamalıdır ki;
Kendini tartamayan insan, başkasına ölçü olamaz.
Bu yüzden kimse kusura bakmasın…
Biz kimsenin ayarını yapmak zorunda değiliz.
Ama herkes, kendi ayarını yapmak zorunda.
Ve belki de en çok ihtiyacımız olan şey şu:
Biraz susup, biraz düşünmek…
Ve en önemlisi, kendimizle yüzleşmek.
Yorumlar
Kalan Karakter: