Trabzonspor’un üretip, Avrupa piyasasına sunduğu son yetenekti Yusuf Yazıcı... Sadece futbol olarak değil, daha küçük yaşlardan liderlik özelliğiyle de gerçek bir yıldız olacağının sinyallerini veriyordu..
Nitekim öyle oldu...
Gelişen süreçte Yusuf, 17 milyon 500 bin Euro ve Edgar Lee karşılığında Fransa’nın Lille takımına transfer oldu...
Lille’deki Türk rüzgarıyla şampiyonluk yaşadı... Adı Milan dahil devlerle anıldı...
Neye niyet, neye kısmet...
Sonra kısa bir Rusya macerası, ardından ver elini Trabzon...
Futbolda en kötüsü başladığın yere dönmektir... Aslına bakılırsa sonun başlangıcıdır biraz...
Trabzonspor’un Süha Akçay’dan sonra gelmiş geçmiş en iyi Genel Kaptanı, rahmetli Kenan İskender’in lafıydı.. “Gideni geri almayacaksın”...
Haksız mıydı? Değil... Kendisi aldı mı? Aldı...
Dünyanın hangi köşesine baksanız tonla örnek var buna ait...
Yusuf Yazıcı, bırakın ayrıldığı performansı yakalamayı, 40 milyon TL.’yi aşan maliyetiyle kadroya bile giremiyor...
Neden böyle oldu derseniz açık..
Futbolda bir başka kuraldır; “büyürken küçülmesini bileceksin”..
Gençler, işler iyi giderken hep öyle süreceğini sanıyor ama maalesef sürmüyor....
Gerek Trabzon’daki akıl (!) hocaları, gerek İstanbul’daki imagemakerları (!) Yusuf’ın aklını başından aldılar... Bizim Çaykara’dan bir Bechkam çıkar sandılar ama yanıldılar...
Bir bölümü nemalanmak, bir bölümü şovdan pay kapmak ve PR’a katkı yapmak adına Yusuf’u gerçeklerden, hepsinden önemlisi futboldan koparttılar...
Kendisinin payı yok mu?
Tonla... Kuşkusuz en büyüğü onda...
Ama hayat öyledir ya; görmediğiniz yerde birileri elinizden tutar, yol gösterir, uyarır; işte tam da bundan bahsediyoruz...
* * *
Buraya kadar işin Yusuf boyutu...
Ya Trabzonspor ayağına ne demeli?!...
Şimdi köşesinde keyif çatan Ahmet Ağaoğlu, hangi akla hizmet o kadar parayı ödetip bu transferde ısrarcı oldu? Kimbilir...
Hele o meşhur havaalanı sahnesine ne demeli? Yusuf’un eller cepte, Ağaoğlu’nun boynu bükük..
Bizim meslekte bazen tek kare fotoğraf, bir ciltlik yazının yerine geçer ya; işte o kare bu kare.. Yukarıda anlattıklarımızın hepsinin objektife yansımasının izdüşümü...
* * *
Yusuf Yazıcı bundan sonra toparlayamaz mı?
Elbette bu ihtimal var... Ama herşey kendi elinde... Doğru ya da yanlış, yaptıklarının nereye taşıdığını muhakeme etmeye başladığında zaten adımı atmış olacaktır...
Yusuf’ta bu anlayış var mı? Çok iyi biliyoruz var... Yeter ki ortaya çıkartsın..
* * *
Kıssadan hisse...
Yusuf’un hikayesi, genç yeteneklerin futbol dünyasında nasıl yol kat edebileceklerine dair çarpıcı bir örnek olarak karşımıza çıkıyor.
Trabzonspor'un gözbebeği olan Yusuf, Avrupa'da büyük bir çıkış yaparak adından söz ettirdi. Ancak ne yazık ki, geri dönüşü tam bir hayal kırıklığı oldu.
Sahada parlayan yıldız, geri döndüğü takımda soluklanmaya çalışan bir gölgeye dönüştü.
Hal böyleyken yönetim, bu transfer başarısızlığının sorumluluğunu sadece Yusuf'a yüklememeli. İşin içinde yanlış yönlendirmeler, kötü kararlar ve eksik bir vizyonun olduğu açıkça görülüyor.
Futbol dünyası acımasızdır ve geri dönüşler nadiren başarıyla sonuçlanır.
Yusuf'un hikayesi, genç yeteneklerin kariyerlerini şekillendiren faktörleri anlamak adına önemli dersler içeriyor. Doğru yönlendirme, disiplin ve vizyon olmadan bu yeteneklerin heba olma riski her zaman vardır.
Umarız, gelecekteki yetenekler, Yusuf Yazıcı'nın deneyimlerinden ders çıkaracak ve kariyerlerini doğru yönlendirmek adına daha iyi kararlar alacaklardır.
Ahmet Ağaoğlu mu?
Trabzonsporlular onu çoktan Allah’a havale etti bile..
Yorumlar
Kalan Karakter: