Trabzonlu olmak bir coğrafyanın çocuğu olmak kadar, o coğrafyanın ekonomisinden sosyolojisine kadar derdiyle dertlenmek, hastane kapısında olandan yolda kalanına kadar da dertlisiyle dertlenmektir. Derdine de dertlisine de çözüm bulmak, çözüm bulan kadar da uykularını kaçırmaktır.
Gelin görün ki, şehrin derdi ve dertlisi için en başta uykusu kaçması gereken siyasetçilerimiz, -herhalde uykuyu fazla kaçırdıklarından- ‘Trabzon’un çözülemeyecek sorunu yok’ ve ‘iş beğenmiyorlar’ türünden açıklama yapabiliyor.
Kim ne derse desin, ister kafasını yastığa isterse kuma gömsün; Trabzon’un da Trabzonlunun da sorunları var. Bakınız Gayri Safi Yurt İçi Hasıla rakamları açıklandı. Trabzon, büyükşehirler arasında 22’nci, 81 il arasında ise 52’nci sırada yer aldı.
Peki nedir bu GSYH (Gayri Safi Yurt İçi Hasıla)? GSYH, bir ülkede belirli bir dönemde (genellikle 1 yıl) ülke sınırları içinde üretilen nihai mal ve hizmetlerin toplam parasal değeridir. Kısaca bir ülkenin ekonomik büyüklüğüdür.
GSYH, Ülkenin ekonomik gücünü, büyüme ya da küçülme durumunu, ülkeler arası ekonomik karşılaştırmaları ve kişi başına bölündüğünde refah düzeyi hakkında bilgi verir.
2024 yılı verilerine göre, yurt genelinde kişi başına düşen yıllık ortalama GSYH 503 bin 76 lira iken, Trabzon için bu rakam, -Türkiye ortalamasının yüzde 31 altında- kişi başı ortalama 345 bin 969 lira olarak gerçekleşti.
Trabzon’un kişi başı GSYH’nın Türkiye ortalamasının altında olmasının nedeni, tek bir faktör değil; ekonomik yapı, sektörlerin niteliği ve üretim kapasitesinin sınırlılığı ile ilgilidir.
Çünkü Trabzon’un yüksek katma değerli sanayisi zayıftır. Otomotiv, petrokimya, makine, finans ve ileri sanayi İstanbul, Kocaeli, Bursa gibi illerin ortalamasını yukarı çekerken; Trabzon’da büyük ölçekli sanayi, ihracata dönük üretim ve teknoloji yoğun sektörler çok sınırlı olduğundan toplam geliri aşağı çeker.
Çünkü Trabzon ekonomisi hizmet ağırlıklı ama düşük verimlidir. Trabzon ekonomisi büyük ölçüde ticaret, küçük esnaf, kamu hizmetleri ve yerel turizm üzerine kuruludur. Bu hizmetler de düşük gelir üretir ve kişi başına düşen katma değeri sınırlı bırakır.
Yani çok kişi çalışır ama üretilen değer azdır.
Çünkü Trabzon’da, tarım ürünleri çeşitliliği ve miktarı düşüktür. Trabzon’da tarım arazilerinde yüzde 60’ını fındık ve kısmen çay üretilse de verim düşük, sanayiyle entegre değil, işleme ve markalaşma zayıftır. Bu da tarımın GSYH’ye katkısını düşük tutar.
Çünkü Trabzon’un nüfus ve göç sorunu var. Genç ve nitelikli nüfus büyük şehirlere göç ediyor. Kalan nüfus içinde emekliler, kamu çalışanları ve düşük gelirli hizmet çalışanları fazladır. Bu durum, ekonomik üretim payını düşürür.
Çünkü Trabzon’un lojistik avantajı sanayiye dönüşememiştir. Limanı, Karadeniz geçiş noktası ve tarihsel ticaret merkezi olması gibi avantajları olsa da; liman çevresinde sanayi kümelenmesi yok. Lojistik ise üretime değil sadece ticarete hizmet ediyor. Bu da potansiyelin gelire dönüşmesini engelliyor.
Çünkü Trabzon’da kamu ağırlıklı bir ekonomi var. Trabzon’da üniversite, hastaneler ve kamu kurumları önemli yer tutar. Kamu gelirleri istihdam sağlar ama yüksek katma değer üretmez. Bu nedenle kişi başı GSYH sınırlı kalır…
Kısacası Trabzon’un kişi başı GSYH’sı düşüktür. Çünkü sanayi zayıf, hizmetler düşük verimli, göç yüksek ve katma değer düşüktür.
Oysaki ihracata dönük, ihtisas OSB kurulmalı, taşıyan değil, işleyip satan bir şehir olmalıyız.
Fındık, çay ve meyve gibi ürünlerimizi ham ve markasız satıyor, düşük gelir elde ediyoruz. Oysaki bu ürünleri işleyip, markalaştırıp, 3 - 5 kat daha fazla gelir elde edebiliriz.
Trabzon’da turizm var ama günübirlik, mevsimlik ve düşük harcamalıdır. Oysaki gastronomi, kültür, sağlık alanlarına daha fazla yönelmesi, turizmi 12 aya yaymalıyız.
Trabzon’a bir üniversite şehri. Ama üniversiteleri sadece tüketici olarak gören bir anlayış hakim. Oysaki onlarca yıllık üniversite birikiminin, yeni bir sanayiye, güçlü bir teknoloji ekosisteme, yüksek katma değerli üretime evrilmesi gerekmektedir.
Trabzon’da kamu ağırlığı oldukça fazla. Maaş dağıtan değil, kazanç üreten şehir olmalıyız. Bu sebeple kamu ağırlığı bir yana, özel sektörü büyütmek gerekir. Trabzon’a yatırım için teşviklerin önü açıklamalı, özellikle de Trabzonlu sermayenin şehirde yatırım yapması teşvik edilmelidir.
Trabzon’dan nitelikli genç göçü var. Şehirden ayrılan her nitelikli genç, kişi başı üretimi iki kez düşürür. O sebeple nitelikli iş, yüksek ücretli sektörler ve girişimcilik destekleri yaratılmalıdır.
Trabzon’da GSYH düşük. Bu durumu ancak ve ancak düşük verimli hizmetlerden, yüksek katma değerli üretime geçerek düzeltebiliriz. Böylece hem şehir, hem ülke hem de Trabzonlu kazanır.
Üreten ve kazanan bir Trabzon dileğiyle…