Avrupa Birliği (AB) İstatistik Ofisi Eurostat verilerine göre, Kasım 2025 tarihi itibariyle tüm AB ülkelerinin toplam 450 milyonluk nüfusu içerisinde işsiz sayısı yaklaşık 13 milyonmuş. 86 milyon nüfuslu ülkemizde, iş bulma umudunu yitirdiği için artık iş aramayanları ve atıl işgücünü kapsayan geniş tanımlı işsizlik rakamı ise yaklaşık 12 milyon. Kısacası ülkemizdeki işsiz sayısı, neredeyse tüm AB ülkelerindeki toplam işsiz sayısı kadar.
İşsizler, işi olup düşük maaş alanlar, aldıkları maaşlarla geçinemeyen emekli ve asgari ücretliler... Vatandaşın, başta ekonomisi olmak üzere pek çok sıkıntısı pek çok derdi var.
Hal böyle olunca, artık Türkiye'de birçok vatandaş kendini yorgun ve bitkin olarak tanımlıyor. Sokaklarda ağır ağır yürüyen, yüzlerinde derin düşünceler taşıyan insanların sayısı gün geçtikçe artıyor. Çok şeyden umutsuz, epey de mutsuzlar.
Kişi başına düşen milli gelir, sosyal destek, sağlıklı yaşam süresi, özgürlük hissi, cömertlik ve yolsuzluk algısı gibi temel kriterler gözetilerek hazırlanan Dünya Mutluluk Raporu’na göre de Türkiye, vasatın altı bir mutluluk seviyesine sahip. Yani mutsuz.
Finlandiya’nın üst üste 8’inci kez birinci, Afganistan’ın sonuncu olduğu 2025 Dünya Mutluluk Raporu verilerine göre Türkiye, 140’tan fazla ülke arasında 94’üncü sırada yer alıyor.
‘Avrupa bizi kıskanıyor’cular için, işlerine gelmeyen raporlar ve analizler nasıl kabul görmüyorsa, bu rapor da kabul görmüyor, görmeyecek. Ama bu rapor yandaş ya da fondaş değil, dünyanın en büyük araştırma şirketlerinden Gallup tarafından toplanan veriler, Oxford Üniversitesi ve BM Sürdürülebilir Kalkınma Çözümleri Ağı bünyesindeki dünyaca ünlü ekonomist ve psikologlardan oluşan akademisyenler tarafından analiz edilmesiyle hazırlandı.
Üst üste sekiz kez birinci olan Finlandiya’nın, sırrı sadece zenginlik değil. Devletin ve toplumun birbirine duyduğu güven çok yüksek. Ücretsiz ve kaliteli eğitim, gelişmiş sağlık sistemi, işsizlik / hastalık gibi durumlarda vatandaşı koruyan kapsamlı bir sosyal ağa sahipler. Ayrıca hem birbirlerine hem de devlet kurumlarına dünyada en çok güvenen toplum. Kayıp bir cüzdanın sahibine dönme olasılığı en yüksek olduğu ülkelerden biri…
Finlandiya insanı kendisini güvende, özgür ve eşit hissederken, Türkiye insanı ne hissediyor? Bunu anlamak için raporun, -özellikle- Türkiye'deki gençler için çizdiği, oldukça dikkat çekici ve düşündürücü tabloya bakmak yeterli. Raporun bu yılki en önemli temalarından biri kuşaklar arası mutluluk farkıydı ve Türkiye, bu konuda negatif ayrışan ülkeler arasında yer aldı.
Gençler özelinde öne çıkan kritik nokta, gençler yaşlılardan daha mutsuz olması. Geleneksel olarak gençlerin yaşlılara göre daha mutlu olması beklenirken, Türkiye'de durum tam tersi bir seyir izliyor.
2025 raporu, Türk gençliğinin sosyal yaşamına dair de çarpıcı veriler sunuyor. Gençlerin sosyalleşme oranlarında Türkiye, dünya genelinde sondan üçüncü sırada yer alıyor. Ayrıca arkadaşlık ve sosyal çevre kalitesi bakımından ise Türkiye ne yazık ki son sırada bulunuyor. Bu, gençlerin sadece ekonomik değil, duygusal ve sosyal anlamda da kendilerini yalnız hissettiklerine işaret ediyor.
Raporda vurgulanan bir diğer önemlim nokta, Türkiye'nin dünyada en yüksek ‘olumsuz duygu’ (stres, öfke, kaygı) yaşayan ülkelerden biri olması. Gençler arasında bu duyguların tetikleyicileri olarak şunlar öne çıkıyor; Hayat pahalılığı, işsizlik korkusu ve gelecek beklentisi.
Stratejik Yönetim Danışmanı Canan Duman, ‘Türkiye ne yapmalı’ sorusuna şu cevabı veriyor; Türkiye'nin 94. sıradaki konumu güçlü bir sorgulamayı ve harekete geçmeyi gerektiriyor. Yorgunluğun hâkim olduğu toplumda mutluluğu artırmak için güven, dayanışma ve refahın önceliklendirilmesi gerekiyor. İskandinav modelinde olduğu gibi bireylerden ziyade toplumun genel refahına odaklanmak, daha mutlu ve dengeli bir yaşam için kritik adımları oluşturabilir.
Güven, dayanışma ve refah içerisinde bir ülke hayaliyle…