Karadeniz’in iki komşu ilçesi, bu kez saha dışında; kültür, tanıtım ve prestij alanında karşı karşıya. Çekimleri ağırlıklı olarak Sürmene ve Araklı’da yapılan Taşacak Bu Deniz dizisi üzerinden gelişen süreç, yerel yönetimlerin vizyonunu tartışmaya açtı.
Sürmene Belediyesi, dizinin başrol oyuncularına fahri hemşehrilik beratı vererek güçlü bir PR hamlesi yaptı. Belediye Başkanı Hüseyin Azizoğlu’nun bu adımı, sadece sembolik bir jest değil; aynı zamanda “biz bu işin merkezindeyiz” mesajı taşıyor. Yerel yönetimler için bu tür kültürel yatırımlar, turizmden ekonomiye kadar geniş bir etki alanı yaratabilir.
Ancak mesele tam da burada başlıyor.
Araklı ne yapacak?
Dizinin bir bölümünün Araklı’da çekildiği bilinirken, bu ilçeden henüz dikkat çeken bir karşı hamle gelmemesi, “fırsat kaçıyor mu?” sorusunu gündeme getiriyor. Günümüzde bir dizi, sadece ekran ürünü değil; çekildiği yerin reklamıdır. Sürmene bu reklamı sahiplenmiş görünüyor.
Araklı Belediyesi’nin sessizliği ise iki şekilde okunabilir:
Ya perde arkasında farklı bir hazırlık var ya da bu yarışta geri kalma riski doğuyor.
Bu bir rekabet mi, yoksa ortak fırsat mı?
Açık konuşmak gerekirse, bu tabloyu sadece “Sürmene Araklı’ya çalım attı” diye okumak eksik olur. Evet, Sürmene hızlı davrandı ve gündemi aldı. Ancak bu durum, iki ilçe için de büyük bir tanıtım fırsatı.
Sorulması gereken esas soru şu:
Bu projeden kim daha fazla fayda sağlayacak?
Eğer Araklı, bu süreci doğru okuyup kendi tanıtım hamlelerini geliştirirse, ortaya rekabetten çok “kazanan iki ilçe” modeli çıkar. Aksi halde, ekranlarda görülen manzaralar Sürmene ile özdeşleşir, Araklı ise arka planda kalır.
Son söz;
Yerel yönetimlerin vizyonu artık asfalt ve kaldırımdan ibaret değil. Kültür, sanat ve medya; ilçelerin kaderini değiştirebilecek güçte.
Sürmene bu oyuna erken girdi.
Şimdi gözler Araklı’da.
Hamle gelecek mi, yoksa bu maç tek taraflı mı oynanacak?
Yorumlar
Kalan Karakter: