TRT 1 ekranlarında yayınlanan ve sezon finali yapan "Taşacak Bu Deniz"" dizisi, Sürmene ve Araklı'nın adını Türkiye'ye duyurdu. Belediye başkanları da hem dizinin tanıtımını yaparak kendi ilçelerinin reklamını yaptı hem de bu ilgiyi bölgeye çevirmeye çalıştı. Elbette bu kötü bir şey değil. Her tanıtımın turizme ve ilçe ekonomisine katkı sunma ihtimali vardır.
Ancak asıl sorulması gereken soru şudur: Bu dizi bittiğinde geriye ne kalacak?
Bir dizinin ömrü vardır. Sezonu biter, final yapar ve zamanla gündemden düşer. Peki o zaman Sürmene'nin ve Araklı'nın gençleri ne kazanmış olacak? Yeni istihdam alanları mı açılmış olacak? Gençler için sosyal yaşam alanları mı oluşturulacak? Spor, kültür ve sanat yatırımları mı artacak? Yoksa elimizde sadece "Bir zamanlar burada bir dizi çekilmişti" cümlesi mi kalacak?
İki ilçenin kaderini bir televizyon dizisinin popülerliğine bağlamak doğru bir yaklaşım değildir. Dizi, ancak doğru planlanmış bir kalkınma projesinin parçası olursa anlam kazanır. Gelen ziyaretçiyi ilçede tutacak tesisler, gençlere iş imkânı sağlayacak yatırımlar ve kalıcı projeler üretilmelidir.
Belediye başkanlarının görevi yalnızca günü kurtaran tanıtımlar yapmak değil; ilçelerinin geleceğini planlamak, gençlere umut olacak projeler üretmek ve kalıcı eserler bırakmaktır. Çünkü tanıtım geçicidir, yatırım ise kalıcıdır.
Sürmene'nin ve Araklı'nın gençleri sadece figüran olmamalıdır; üretimin, girişimciliğin ve karar alma mekanizmalarının içinde yer almalıdır. Gençlerin ilçeden göç etmek zorunda kalmadığı, hayallerini kendi memleketlerinde gerçekleştirebildiği bir gelecek inşa edilmelidir.
Bugün dizinin reklamı yapılabilir. Yarın sosyal medyada milyonlarca izlenme alınabilir. Fakat kalıcı olan; eğitimdir, istihdamdır, spordur, kültürdür ve gençliğe yapılan yatırımdır.
Sürmene ve Araklı'nın değeri bir diziden çok daha büyüktür. Önemli olan, ekranların ışığı söndüğünde de bu ilçelerin ışığının sönmemesidir.
Yorumlar
Kalan Karakter: