Bir özgürlük alanı olarak siyasetin belirleyici ve dönüştürücü özelliğine kayıtsızlık, örneğini çokça yaşadığımız kötü niyetli manipülasyonlarla sonuçlanabiliyor!
Tıpkı liberal demokrasi deneyiminin her durumda kendi krizini çözebileceği veya çıkan her (siyasi) boşluğu dolduracağı palavrasının çökmüş olması gibi.
Siyaset kurumuyla siyasetçinin güven kaybettiği kriz süreçlerinde ortaya çıkan durumu ifade eden siyasi boşluğun çözümlenmesi noktasında, sıkça kullanılan “Siyaset boşluk kaldırmaz” önermesi, eski tüfek siyasetçilerin söylem birliği içinde başvurdukları bir sözdür. Genellikle çözümsüzlük anlarında, kendiliğinden ortaya çıkacak bir anahtar veya durumu değiştirecek formülü işaret etmek için söylenir.
Günümüzde, eskisi kadar popüler olmasa bile her duruma gerekçelenme özelliği nedeniyle, ”siyaset boşluk kaldırmaz!” sözü halen ağızlara pelesenk şablonlardan biri! Bu sözün siyasetin dinamik yapısından kaynaklanan bir zorunluluk gibi sunulması, “boşluğun” bir yer kaplamadığı inancına dayanıyor. Ancak “boşluk”, fena halde yer işgal edebilen bir şey! Hayatın her alanında olduğu gibi siyaseten de;-bazen engelleyici, bazen güdüleyici olarak, büyük bir hacim tutabilir, belirleyici olabilir. Siyasetin boşluk kaldırıp kaldırmayacağı kadar, boşluğun ne yaptığı- veya nelere yol açabileceği-tartışılabilir!
Medya kanallarında boy gösteren kimi siyaset bilimci ve analistlere göre; Türkiye’deki siyasi değişimin önündeki önemli engellerinden biri olarak, muhalefetteki liderlik sorunu son yıllarda sık sık gündeme taşınıyor. Ancak bu çevrelerce çoğunlukla “liderlik” kavramı, güçlü bir kişiliği işaret eden bir özel isim olarak algılanıyor ve kitleleri peşine takıp sürüklesin isteniyor. Oysa liderlik şahıstan çok bir iddiayı, bir fikri, bir hedefi gerçekleştirmek için yaratılan toplam (kolektif) gücü toparlayan eylemi tanımlaması gerektiğini göz ardı ediliyor.
Statükonun egemen olduğu ortamlarda, değişimi engelleyen başat zorluklardan biri olan “liderlik”, sayısal ve niteliksel olarak iktidarın ivme kaybetmesine rağmen güçlü bir değişim ihtimalinden söz edilememesinin en önemli sebebi, iktidar ve muhalefet blokları arasındaki liderlik algılamasındaki, itaatkar ya da özgürlükçü bakış acısından kaynaklanmaktadır; Örneğin iktidar, kendi ürettiği kutuplaştırma ve kimlik siyasetinin yarattığı olanaklarla, değil karşıtlarını kendi tabanını dahi rehin alabilen popülist bir liderliğe sahip. Üstelik başarı mecburiyetinden bile muaf, dün varlığına dahi tahammül edemediklerini bugün rahatlıkla baştacı yapabilecek bir pervasız bir liderlik bu.
Bu pervasızlık ve zıtlıklar ikliminde, özellikle başlatıcılarının çizdiği çerçeve dışında tek bir adım atılmayan, DEM Parti, MHP-AKP arasındaki İMRALI eksenli görüşme trafiğinin dünü, bugünü ve özellikle yarını, sanırım ilişkilerin nasıl bir kaygan zemin üzerinde ve nereye kadar gelişebileceğinin de izahı niteliğinde olacaktır!
Ülkenin geleceğini etkileyecek bir kırılma süreci niteliğindeki bu gelişmelere karşın, muhalefetin ortak zemininde değil gündem oluşturmak, var olan gündeme dahi eklemlenip müdahil olabilecek bir liderlik gözükmüyor! Hatta parti genel başkanlarının yakın durdukları çizgiyi, neyi önemsediklerini ve siyasi tahayyüllerini bile ancak kamuoyuyla paylaşımlarından anlıyoruz. Oysa liderler duruş ve kararlılıklarıyla neye liderlik ettikleri, birlikte olduğu yapıları, kimlerle ve hangi yöne taşıdıklarıyla anlaşılır.
Yoksa siyaset yapacağız derken politik faaliyeti ıskalayıp, (kırmızı kart göstermekten) başkaca herhangi bir politik eylemlilik önermeyen, politik olanağı tamamıyla tüketen, baskının giderek genişlemesini durdurabilecek politik seçenekler üretmekten uzak, yaptığı sadece otoriterliğin varlığını saptamaktan ibaret sözde muhalefet anlayışından gına geldi.
Bıçak kemiğe dayandığında, “bıçak kemiğe dayandı” sözü anlamını yitirir. Zira o anda bıçağın keskinliğini tarif etmenin kimseye bir yararı yoktur artık. Sorumluluk alıp harekete geçmek gerekir! Bozulmuş olan tamir ister, tarif tamiri geciktiriyorsa yararsızdır.
Kuşkusuz ki politik hafıza çok değerlidir. Küsüp, gönül koyup bir kenara çekilmek asla değil!
Sevgiyle, dostlukla…
Yorumlar
Kalan Karakter: